Ölüm, en çok iyi insanların ardından ağırlaşır. Bir ses eksilir, bir gülüş çekilir hayattan, bir omuz uzaklaşır. Ardından büyüyen sessizlik, kelimelerin taşıyamayacağı kadar derin bir acıya dönüşür.
Murat Bozkurt, dostluğun en sahici hâliydi. Aynı gökyüzüne bakarken umudu konuştuğumuz, aynı masada ekmeği, şiiri ve hayatı paylaştığımız yol arkadaşıydı. Yüreğinde insan sevgisi taşıyan, sözü incitmeden kuran, dostluğunu karşılık beklemeden sunan güzel bir insandı.
Şiiri önce yaşamına işledi, ardından kâğıda taşıdı. İnsan olmanın onurunu, emeğin değerini ve dostluğun ağırlığını her davranışında hissettirdi. Edebiyat onun için vicdanın sesi, insanın kendine tuttuğu aynaydı. Yazdığı her satır, kurduğu her dostluk kadar içten ve sahiciydi.
Düşünce Yayınları, Virgül yayınları ve Düşünce Akademi çatısı altında verdiği emek, yayımlanan kitapların sayfalarına olduğu kadar birlikte yol yürüdüğü insanların yüreğine de kazındı. Genç kalemlere açtığı kapılar, paylaştığı bilgi, gösterdiği incelik ve taşıdığı sorumluluk, ardında unutulmayacak bir emek bıraktı.
Şimdi geriye fotoğraflar, hatıralar ve yarım kalan sohbetler kaldı. Birlikte içilecek çaylar, üzerine konuşulacak şiirler, kurulacak hayaller kaldı. Her biri yüreğimizde derin bir özleme dönüştü.
Güle güle canım dostum… Güle güle sırdaşım… Güle güle dayanağım…
Sen, ömrünü insan biriktirerek yaşadın. Ardında sevgi, vefa, dostluk ve onurlu bir yaşam bıraktın. Adın anıldıkça güzel anılar canlanacak, şiirlerin yüreklere dokunacak, dostluğun özlemle hatırlanacak.
Uğurlar olsun Murat Bozkurt.
Kalemin yolumuzu aydınlatmaya, hatıran yüreğimizde yaşamaya devam edecek.












Bir cevap yazın