Kalem bir efsun-u badeye raks eder yalnızlığında.
Kimbilir kaçıncı yüzyılını yaşamakta gönlü aşkın kıblesinde!
Nazenin yalnızlığının bahçesinde gördüğü her yaprak,
Kendi gizeminin ayetleriydi suretini aradığı…
Gördüğü her yaprak,
Kendi gizeminin aynalarıydı suretini gördüğü…
Çıplak ayakları çimenlere bastığında
Çiyler battı topuklarına, parmaklarına
Ağladı.
Renkleri karşısına dizdi.
“Kısa sürecek bir ayrılık olacak” diyerek
Mor’a veda etti.
Uzattığı eli tutuerdi Yeşil.
Dedi: Haydi biraz yürüyelim.
Cezan bitti.
Fanusun isini küfrünün pasını sil.
Aşk dudak tiryakiliğinden mütevellit bir ucube söylencesi!
Buz battaniyesine büründüğüm gün
Sinatra’yla birlikte seyrettik gidişini…
Eylül yeni bitti.
Us dışı bir Ekim soluşu kaldı sadece.
Tanrı var biliyorum
Evet var ve
Sevişirken kirpiklerin boynumdaydı çünkü.












Bir cevap yazın