Değerli arkadaşlarımı, canlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
İlahi birlik, kozmik bilgi, spiritüel bilgi… Her ne denirse densin, söz edilen mana, perdenin arkası; yani görünenin ötesidir.
Peki, oralarda neler var? Onu bilmek, öğrenmek mümkün müdür? Ama nasıl?
Tek kelimeyle “SIRLAR ÂLEMİ” olan bu âleme nasıl kapı açarız?
Sırlar Âlemi… Sırlarla dolu âlem…
Yolun başında karşımıza “İRŞAD” diye bir kavram çıkar. İrşad; doğru yola girmek, doğru yolu görmek, manevi aydınlanmaya erişmek ve gafletten uyanmaktır.
Tekrar ediyorum:
Gafletten uyanmak…
Dini kaynaklar, BİRLİK TOHUMLARI olan YAŞAM İRŞAD KAYITLARINI, Işık İlmi’yle tüm insanlık boyutlarını da tahditsiz olarak birleşenlerine arz etmiştir.
HER DÜNYA KURAMI, BİR TOPLUM TOHUMUDUR.
Birlik kurulur ve zaman “KURAN” olur. Okuyan, zamanı korur ya da kodlar. Her biri yeni bir yasayla kaynakta dillenir.
IŞIK, İNSAN SOYUNUN TOHUMU OLUR.
Yeni zamanlara ışığı kati olarak kaydeder ve zamanın sayfalanışında, IŞIĞI ve BİRLİK TOHUMLARINI “KURAN” OLARAK OKUTUR VE DİNLETİR.
Her zaman gök, insana ışık ile iner.
Her zaman ışık, göklere Kuran ile varır.
Her birinde bir ışıma vardır.
İşte gök, insanı irşad etmeye niyetlendiğinde arz, göğe birliğini dinletir.
ARZIN GÜCÜ GÖKLERDE SEYREDER VE YANKILANIR.
BİRLİK, teknolojik olarak ışığı hak edenlerin birliğidir. Orada bir sınır vardır:
ALAN–VEREN SINIRI.
Alan bilir, verir. Verdiğinde ondan alan; bilişi olmayan, BİRLEŞİK IŞIKLA bulup alandır. İşte her resimde, her oluşumda bu vardır.
Her toplum, insana “Kuran” olmaya gelen birliklerle çalışır. Onların içinden bilip alanları seçer, bulur ve HAK TEKNİKLE onları dillendirir. Başaranları tahdit olarak cevhere katar. Onlarla kontrol kurar ve ZAMAN SAYFALANIŞINDA, Kur’an-ı Kerim ile onları bütünler, tamamlar.
Sevgili canlar, dostlar;
Maneviyatla, maneviyat ehliyle burun buruna, diz dize yaşıyoruz. Farkında mıyız?
Farkında olalım.
Bunun farkında olanlarımız var; bir de farkında olmayıp bihaber yaşayanlarımız…
Şükürler olsun ki bizler, şu hazirun, şu meclis; farkı fark edenleriz.
Allah’a şükürler olsun.
İlahi irşad, vahiy ve sır bilgi; varlığımızı, çevremizi ve yaşantımızı kuşatmış, çepeçevre sarmalamıştır.
Farkında olalım veya olmayalım; gâh orada, gâh buradayız.
Bu cümleyi tekrar ediyorum:
Farkında olalım veya olmayalım, hepimiz gâh orada, gâh buradayız.
Ama bunu bilen bilir.
Bilmeyen, duymayan neylesin?
Nitekim Sultan IV. Murad’a atfedilen meşhur ilahide şöyle denir:
Uyan ey gözlerim, gafletten uyan,
Uyan uykusu çok gözlerim, uyan.
Azrail’in kastı canadır, inan,
Uyan ey gözlerim, gafletten uyan,
Uyan uykusu çok gözlerim, uyan.
İnşallah uyanırız.
01.08.2026 TARİHLİ
ARZIN GÜCÜ 6
PEKER SELÇUK ÖZ BİLİŞ
SÜPER İNSANLIK REALİTESİ












Bir cevap yazın