GÜNEŞ
Mayıs’ın gürültülü kapısı
Denizlere karışan alnıma açılıyor
İlk yağmur çiçeğinin dirimi
Ayağa kalkıyor büyük ülkesi sabrın
Döndüm yüzümü ışığa
Devrek, Karabük, Zonguldak
Mavi çelik ve uyuyan elmas
Kaderi baştan yazan eller
Su verirken güvercinlere
Bin kıvılcımla parlıyor
Dik alınlarında yaşam
Fındık yeşiline çay karasına vurgun ovalar
Ah! İnsan unutsa da
Denizler ve meydanlar sorar
Geçmişi var her taşın ve harfin
Emekle yazılı bu coğrafyada
Aslı ellerine kazılmış ilk çekirdeğin
Yeter ki doğru okunsun tarih
KALBİM
Ey ülkem!
Kaç Anadil ‘in vatanısın
Utanma konuş benimle
Hüznü anlatmaktan utanmıyor artık tenim
Bereketin ışığını ben ektim hayata
Altın sunaklar içinde
Sancılarım ve acılarımın sesi boğuk
Yalvaran gözlerimin yaşlı çığlıklarına
Bir Sin tanık bir de Şems
Göğüs kafesimde inleyen toprağın yankısı
Buğdayı besleyen o büyük ateşin sevinciyim ben
Çünkü doğurgandır aşkın sözü
Ve
Hiçbir anne unutmaz
Doğurduğu ceylanın yüzünü
Yelda Karataş
ZAİT’ten
Fotograf: Babam, E.K.İ. (Ereğli Kömürleri İşletmesi) Kaynak Atölyesi’nde , 17 Yaşında.












Bir cevap yazın