Hayatın suçu yok…
O sadece akıyor.
Ne eksik ne fazla, ne acımasız ne merhametli.
Biz ne koyarsak içine, onu büyütüyor.
Suç bizde…
Görmezden geldiğimiz işaretlerde,
bile bile sustuğumuz yerlerde,
kendi içimizden vazgeçtiğimiz anlarda. .
Hayat kırmıyor aslında,
biz yanlış ellerde ısrar ediyoruz.
Hayat yormuyor,
biz dinlenmemeyi seçiyoruz.
Ve sonra diyoruz :
Niye ben?
Çünkü acıyı dışarıda aramak kolay,
çünkü sorumluluğu hayata yüklemek hafif geliyor.
Oysa asıl soru başka:
Ne yaptım ben?”
Ne zaman kendimi yarım bıraktım? Ne zaman susarak kendi hikâyemi eksilttim?
Çünkü bazı acılar başımıza gelmez,
biz onları adım adım hayatımıza alırız.
Bazı kırılmalar bir anda olmaz,
biz susa susa büyütürüz.
Hayat aldatmaz kimseyi…
Sadece yaptıklarımızın yankısını geri verir.
Ve insan bunu anladığında
artık niye ben demez.
Başını eğmez hayata,
dönüp kendine bakar.
İşte o an değişir her şey:
Suçlu aramayı bırakırız…
ve ilk defa
kendimize doğru yaşarız.
Bu dünyaya ait olmayan ince ruhlu biriyim belki.
Kalabalıkların ortasında bile yalnız kalabilen,
bir bakıştan anlam çıkaran,
bir suskunlukta fırtına koparan biriyim.
Ama artık biliyorum;
ince ruhlu olmak bu hayata yabancı olmak değil,
kendine ihanet ederek kalınlaşmaya çalışmamaktır.
Ben bu dünyaya sığamıyorum diye değil,
kendime sığmayı öğrendiğim için değişiyorum.
Ve artık hayata suç atmıyorum…
Çünkü ben,
kendi ruhumun sorumluluğunu alacak kadar
gerçeğim.
Selcan 🌙…












Bir cevap yazın