Benim adım İris, ben cıvıl cıvıl giyinmeyi seven biriyim ben, parlak rengarenk pantolonlarım, çizgili bluzlarımla zaman mekân fark etmeksizin istediğimi giyinir çıkarım. Saçlarımı rengarenk boyatırım her zaman, bir de değişik saç şekilleri çok hoşuma gider. Farklı farklı şekiller denerim her gün ayakkabılarım, benim canım ayakkabılarım zaten dünyalar kadar ayakkabım vardır ama yine de her gördüğüm ayakkabıyı alırım. Makyaj malzemelerine çok para harcarım renkli renkli makyaj malzemeleri alırım onlarla aklıma ne geliyorsa yüzüme onu yansıtırım. Çocuklar beni çok sever renkli kıyafetlerim, makyajım, saçlarım onların ilgisini çeker. Gün içinde evden çıktığımda bir de yağmur yağıp güneş açtıysa gökkuşağına ulaşmaya çalışırım bu renkli dış görünüşüme güçlü bir bütünlük katmak isterim gökkuşağındaki renklerin gücü olduğuna inanırım o güce sahip olmak isterim. O güce sahip olduğum zaman yeryüzünde ve gökyüzünde ne bir siyahlık kalacak ne de karanlık düşünceler…
İşin aslına baktığımız zaman İris’in adından bile şüphe etmemiz lazım çünkü kafasını renklerle o kadar bozmuş ki sonradan aslında gökkuşağı anlamını taşıyan özü Latinceden gelen İris adını kendine uygun olarak görmüş ve değiştirmiş. İç dünyası görünenin aksine karanlık geceleri, tozlu eski evleri, çatlamış ahşapları, rengi solmuş resimleri andırırcasına vahim durumda. Küçüklüğünde yaşadığı külüstür evinde başına gelen karanlık olaylar bu olaylara ailesinin susması adeta sadece karanlığı gören kör gözler gibiydi onun için. Kendi kaderinden tek başına kurtulmak istedi aslında. Bu kurtuluşa insanlara kendini renkli göstererek ulaşacağını düşündü aslında başarısız olduğu söylenemezdi o renklerin ardındaki karanlık kişiyi küçüklüğünden beri kimse görmüyordu zaten kendini saklamaktan da hiç kaçınmadı yaşantılarını içine gömdü renklerle de üstünü örtmüştü. O sahte örtüyü kaldırıp gömülü olan şeyleri çıkartınca aslında gerçek renkler görünmeye başlayacaktı fakat buna ne zaman cesaret edeceğini bilemiyordu ama ben şunu söyleyebilirim gömülü şeyler renkli örtüden soluk çiçekler çıkmaya başlamıştı.
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi olarak öyküsü için Hacı Sabancı Anadolu Lisesi Yaratıcı Yazarlık Kulübü Öğrencilerinden 9F Sınıfı Elif Elvin SONER‘e teşekkür ederiz.












Bir cevap yazın