Gökyüzünden Taşa İşlenen İnanç
Mezopotamya’nın mühürlerinde, taş kabartmalarında ve anıtlarında karşılaştığımız hilal, yıldız, haç ve yıldırım işaretleri, eski toplumların kutsalı nasıl tasavvur ettiğini anlamamıza yardımcı olur. Bu semboller, tanrıların insan biçiminde resmedilmeden de tanınmasını sağlayan bir görsel dil oluşturmuştur. Ancak bu dili çözmek, şekillerin bugünkü çağrışımlarından çok, kullanıldıkları tarihsel çevreyi dikkate almayı gerektirir.
British Museum’da bulunan Şamaş Tableti, bu anlatımın belirgin örneklerinden biridir. Eserde Ay Tanrısı Sîn, Güneş Tanrısı Şamaş ve İştar ile ilişkili göksel semboller birlikte gösterilir. Bu birliktelik, gökyüzünün Mezopotamya inanç dünyasında tanrısal varlıklarla ilişkilendirildiğini somut biçimde ortaya koyar. British Museum, Şamaş Tableti
Haç biçimli işaretin tartışmalı anlamı
Kassit ve Yeni Asur sanatında görülen eşit kollu haç, Mezopotamya sembolleri arasında yorumlanması tartışmalı örneklerden biridir. Bazı araştırmacılar onu Şamaş’la ilişkilendirirken, başka çalışmalar Marduk’u veya daha genel bir yüce tanrısallık anlayışını temsil etmiş olabileceğini savunur. Bu nedenle bütün örnekleri kesin biçimde Güneş Tanrısı’na bağlamak doğru değildir. Erica Ehrenberg, “Kassite Cross”
Burada “haç” sözcüğü öncelikle geometrik biçimi tanımlar. İşaretin hangi tanrıyla ilişkili olduğu, bulunduğu eser ve çevresindeki diğer semboller üzerinden araştırılmalıdır. Aynı şeklin farklı kültürlerde görülmesi de tek başına ortak bir inancın veya kesintisiz aktarımın kanıtı sayılamaz.
Hilal ve Ay Tanrısı Nanna Sîn
Hilal, Sümer geleneğinde Nanna, Akadca kaynaklarda Suen veya Sîn adlarıyla anılan Ay Tanrısı’nın belirgin simgesidir. İnce bir yay biçimindeki ay, tanrının göksel kimliğini görünür kılar. Nanna/Sîn’in sembol dünyasında hilalle boğa boynuzu arasındaki biçim benzerliği de önem taşır. ORACC, “Nanna/Suen/Sin”
Akadca uskāru, “hilal” anlamına gelir. Dolayısıyla ilk paylaşımda “uskaaru” olarak verilen sözcük, bilimsel çevriyazıda bu biçimde gösterilebilir. Electronic Babylonian Library, “uskāru I”
Hilalin Ay Tanrısı’yla ilişkisi güçlü biçimde belgelenmiş olsa da tarih öncesine ait her hilal çiziminin doğrudan Nanna veya Sîn’i temsil ettiği ileri sürülemez. Bir şeklin ortaya çıkışıyla belirli bir tanrının simgesine dönüşmesi ayrı araştırma konularıdır.
Sekiz köşeli yıldız ve İnanna İştar
Sekiz köşeli yıldız, Sümerlerin İnanna, Akadca geleneğin İştar adıyla tanıdığı tanrıçanın en belirgin işaretlerindendir. Aşk ve savaşla ilişkilendirilen tanrıçanın göksel karşılığı Venüs gezegenidir. Şamaş Tableti üzerindeki sekiz köşeli yıldızın İştar’a ait olarak tanımlanması, bu bağlantının somut örneklerinden biridir. ORACC, “Inana/Ištar”, British Museum, Şamaş Tableti
Venüs’ün sabah ve akşam göğündeki görünürlüğü, tanrıçanın göksel yönünü anlamak bakımından önemlidir. ORACC’ın Ninsianna maddesi de Venüs’ün tanrısallaştırılmış görünümüyle İnanna/İştar arasındaki ilişkiyi açıklar. Böylece yıldız biçimi, bir gezegenin gözlemlenmesiyle dinsel tasavvurun birleştiği işaretlerden biri olarak karşımıza çıkar. ORACC, “Ninsi’anna”
Yedi nokta ve Ülker yıldızları
Yedi nokta ya da yedi yıldızdan oluşan motif, özellikle Asur ve Babil tasvirlerinde Ülker/Pleiades ile ilişkilendirilir. Aynı işaret, Sebittu veya Sebettu adıyla anılan Yediler tanrılar topluluğuyla da bağlantılıdır. British Museum’daki bir takı kalıbının açıklamasında, yedi noktanın Ülker yıldızlarıyla ilişkili yedi tanrıyı temsil ettiği belirtilir. British Museum, takı kalıbı N.1670
Paylaşılan çizimde görülen, üçer noktadan oluşan iki sıra ve yanlarındaki yedinci nokta, bu motifin tanınan düzenlemelerindendir. Peter van der Veen’in araştırması, yedi noktanın farklı biçimlerini karşılaştırırken erken örneklerin yorumundaki belirsizlikleri de ele alır. Bu nedenle sembolün bütün kullanımlarını tek bir başlangıç ve bitiş tarihiyle açıklamak yerine, eserlerin kendi tarihlendirmeleri esas alınmalıdır. Van der Veen, “The Seven Dots…”
Yıldırım çatalı ve İşkur Adad
Yıldırım çatalı, fırtına tanrısının ayırt edici sembollerindendir. Sümer geleneğinde İşkur adı öne çıkarken Akadca gelenekte Adad adı kullanılır. Adad yalnızca Asur’a özgü değildir; Babil inanç dünyasında da yer alır. Tanrı, yıldırımlar taşıyarak bir boğanın veya aslan ejderinin üzerinde ya da yanında betimlenebilir. ORACC, “Iškur/Adad”
Paylaşılan iki kollu, kıvrımlı çizim bu yıldırım çatalının şematik anlatımı olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte çizimin hangi arkeolojik eserden aktarıldığı bilinmediğinde, belirli bir döneme veya merkeze ait olduğu söylenemez. Sembolü tanımak ile özgün eserin tarihini belirlemek farklı işlemlerdir.
Mezopotamya sembollerini incelemek, eski insanların gökyüzünü ve doğa olaylarını nasıl anlamlandırdığına yaklaşmaktır. Hilal, yıldız ve yıldırım gibi şekiller, tanrısal varlıkları gündelik gözlemin içinden görünür kılmıştır. Bu mirası doğru değerlendirmek için benzerliklerin yanında farklılıkları, kesin bilgilerle birlikte tartışmalı yorumları da korumak gerekir. Taşa işlenmiş bir işaretin tarihini, ona bugünden yüklediğimiz anlamdan ayırabildiğimiz ölçüde geçmişin sesini daha açık duyabiliriz.
Kaynakça
- Ehrenberg, Erica. “Kassite Cross.” Iconography of Deities and Demons, elektronik ön yayın, 2009.
- British Museum. Şamaş Tableti, koleksiyon numarası 1881,0428.34.a.
- ORACC. Ancient Mesopotamian Gods and Goddesses: “Nanna/Suen/Sin”, “Inana/Ištar”, “Ninsi’anna” ve “Iškur/Adad” maddeleri.
- Electronic Babylonian Library. Akadca sözlüğü, “uskāru I” maddesi.
- British Museum. Jewellery-mould, müze numarası N.1670.
- Van der Veen, Peter. “The ‘Seven Dots’ on Mesopotamian and Southern Levantine Seals: An Overview.” G. Reinhold (ed.), The Number Seven in the Ancient Near East. Frankfurt am Main: Peter Lang, 2008.
Mezopotamya_Sembolleri_Makale.docx












Bir cevap yazın