Orhan Kemal ölümünden bir gün önce kaleme aldığı vasiyet niteliğindeki son yazısında, “Eşe dosta selam, inandığım doğruların adamı oldum. Böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım. Kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir…” demişti.
Orhan Kemal, alın teriyle geçimini sağlayan işçilerin dertlerini dert edinmiş, maruz kaldıkları haksızlıkları yazmış, yazmakla kalmamış, sermaye sahipleri ve toprak ağaları karşısında işçi sınıfının bir bütün halinde mücadele etmesi gerektiğini de söylemişti. Kapitalizm karşısındaki tek seçeneğin sömürünün olmadığı, eşitlikçi bir düzen olduğunu vurgulayan eserleri, sadece yazıldıkları dönem için değil, günümüz için de bir rehber niteliğindedir.
2 Haziran 1970’de, Sofya’da yaşama veda eden Orhan Kemal’in cenazesi 6 Haziran’da İstanbul’a getirilir. Yazarın çocukları ve arkadaşları bir vedalaşma şansı dahi bulamadıkları için oldukça üzgündürler. O akşam, Mahmut Makal, Behzat Ay ve Öncü Kitabevi’nin sahibi Zeki Öztürk’ün de aralarında bulunduğu bir grup arkadaşı toplanarak Orhan Kemal’in komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklandığı Cibali’deki köfteciye giderler. Orhan Kemal ile birlikte tutuklanmış olan lokantanın sahibi Mustafa Kutlu da oradadır. Onlara, nasıl yalan yanlış ifadelerle Sultanahmet Cezaevi’ne konulduklarını anlatır. Gece boyunca Orhan Kemal’i konuştuktan sonra ertesi gün Şişli Camii’nde buluşmak üzere ayrılırlar.
Görsel: Ölümünden üç ay önce kendisiyle son söyleşiyi yapan Behzat Ay’ın Yelken Dergisindeki yazısı:
“orhan da geçti bu dünyadan”
Yıl: 1970
Sayı: 161-162, Temmuz-Ağustos












Bir cevap yazın