Merhaba ben Daniel. 19 yaşında basketbol oynayan Amerika’da yaşayan bir üniversite öğrencisiyim. Mahallemdeki bir basketbol kulübüne gidiyorum ve orada dört senedir oynuyorum. En büyük hayalim üst liglerde oynamaktı ve bunu gerçekleştirmek için artık bir şey yapmam gerekiyordu. Kara kara düşünüp okuluma gidip gelmekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Bir sabah okulda sınıflar arası basketbol turnuvası olacağını söylediler ben de sınıfımda iki arkadaşımla birlikte bu turnuvaya katıldım turnuvada ikinci olsak da iyi oynayışım öğretmenlerin ve gözlemci gözüne çarpmıştı. Turnuva sonrasında bir gözlemci beni yanına çağırıp beni beğendiğini ve onun takımında oynamak isteyip istemediğimi sordu. Daha sonra bana takımı ile ilgili birkaç bilgi anlattı, bu takımın ismini daha önce duymuştum ve ilgimi çekti. Ondan bir iletişim numarası alıp akşam ona geri döneceğimi söylemiştim. Akşam eve gidince ailemle bu konuyu konuşup izin aldım ve bir sonraki gün adamı arayıp idmana katılmak istediğimi söyledim. Sonraki gün olunca adamın bana attığı konuma doğru yola çıktım. Antrenman sahasına ulaştığımda beni bir adam karşıladı ve soyunma odasına götürdü. Antrenmanda iyi bir performans sergilemiştim. Sonrasında koç beni odasına çağırıp teklifini yaptı. aylık 20 bin euro ve tüm masraflarım karşılanacaktı. Tabi ki bu teklifi kabul ettim ve sözleşme imzaladım. İki gün sonra bir maçımız vardı. Maç günü geldi. Maça çıktık ve gayet güzel ilerliyorduk, ta ki o çocuğu görene kadar. Kim diye sorarsanız başarılarımdan nefret eden o çocuk. Aynı mahallede oturduğumuz için 10 sene boyunca aynı okullarda öğrenim görmüştük. İyi basket oynayışımdan dolayı benden nefret ediyordu. Onu maçta gördüğümde bir şeylerin ters gideceğini tahmin ettim. Maç içinde sürekli beni itiyordu, faul yapıyordu, yine de sesimi çıkarmıyordum. Sonra topu kapıp atağa çıktım. Tam topu potaya atarken üstüme doğru sıçradı ve beni yere yığdı. Büyük ihtimal bacağım kırılmıştı ama o anki adrenalinle hızlıca yerden kalkıp o çocuğa saldırdım ve oyundan atıldım. Koç eğer böyle bir şeyi bir daha yaparsam takımdan kovulacağımı söyledi. Hastaneye gidip ayağımı alçıya aldırdıktan sonra eve geçtim. Gece uyuyordum ve bir anda cam kırılma sesiyle uyandım. Evet odamın camı kırılmıştı ve dışarıdan bir taş atılmıştı. Hemen cama çıkıp baksam da kimseyi duyamadım ve tek ayağımın üstünde sekerek odamdan çıktım. Parmak uçlarıma basarak salona doğru ilerledim ve bir anda gördüğüm şey karsısında donakaldım. O an ne yapacağımı bilemedim. Elinde bir silah ile karşımda duruyordu. Evet, o… Benden nefret eden o çocuk Jackson. Ellerimi yavaşça havaya kaldırdım ve ne yapmaya çalıştığını sordum. Ve bana dedi ki;
Neler olduğunu anlamadım gözümü açtığımda bir odadaydım ve Jackson karşımda duruyordu. Ona burada ne işim olduğumu sordum. Beni benle ilk tanıştığında beri kıskandığını söyledi. Benim çok ön planda olduğumu ve bundan rahatsız olduğunu söyledi. Artık her şeyi düzeltmenin gerektiğinden bahsetti iyi anlaşmaya arkadaş olmaya karar verdik. Ben onun bu konuda iyi niyetli olduğunu düşündüm başıma geleceklerden habersiz bir şekilde. O benden bir yaş küçüktü. Sonraki sene benimle aynı üniversitede okudu ve benim basketbol takımıma geldi. Aynı mahallede oturduğumuz için okula beraber gidiyor geliyor antrenmanları beraber yapıyorduk. Her şey çok güzel ilerliyordu artık gerçekten yakın bir arkadaş olduğumuzu hissediyordum. Bir gün bana evinde parti olacağını söyledi ve beni de davet etti. O akşam bana bir şeyler içirdi ve kafam güzel olmuştu. Sonra beni video kaydına alıp konuştuğum saçma sapan şeyleri kaydetmişti. Bunların içinde kulübümüzün koçuna ettiğim laflar vardı. Aslında o koçla hiçbir derdim yoktu ama ne dediğinin farkında değildim. İki gün sonra antrenmanda koç beni odasına çağırdı artık bu kulübün bir üyesi olmadığımı ve derhal salondan çıkmamı söyledi. Ne olduğunu sorduğumda ise bana o videoyu gösterdi. Gözlerime inanamadım bu videoyu Jackson çekmişti ve o an anladım ki Jackson’ın amacı benle barışmak değildi. Beni kandırmıştı ve hayatımı mahvetmişti. Üniversitenin son senesini bitirmiştim ama bir sıkıntı vardı. Takımımızdaki koç ünlü bir insan olduğundan okulda, günlük hayatımda, mahallemde herkes benden nefret etmeye başlamıştı. Bir süre sonra algıların kırılacağını düşündüm ama nafile hiçbir şey değişmiyordu.
Artık asosyal bir insan olmuştum ve hayatımı devam ettiremiyordum.
Annemle babam ayrıydı ve bu hayattaki tek destekçim annemdi. Annemle konuşmam gerekiyordu çünkü bu konuda bana yardım edebilecek tek kişi annemdi. Sahte bir kaza ile kendimi ölü gösterip sahte bir cenaze yapıp bu ülkeden gidecektim ve karanlık işleriyle tanınan amcam bana bu konuda yardımcı olacaktı. Her şey planlandı, gideceğim ülkeye kadar her şey kesinleşti.
Bir ay ortalıktan yok oldum. Kayıp ihbarı verilmişti ve aramalar başlamıştı. Amcam ölen bir adamını benmişim gibi gösterdi ve cenazem yapıldı. Artık resmi olarak ölü gözüküyordum
Ancak İspanya’da Luka adıyla küllerimden yeniden doğuyordum. Zor olacak biliyorum. Ama bir şeyi daha çok iyi biliyorum. Her düşüş daha iyi bir kalkış içindir.
Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi olarak öyküsü için Hacı Sabancı Anadolu Lisesi Yaratıcı Yazarlık Kulübü Öğrencilerinden 9F Sınıfı Etka DEMİRCİ‘e teşekkür ederiz.












Bir cevap yazın