giden kervana, dosta eğilen baş idim
sahipsiz bir çorba kasesi ocakta
öteki demişti
“insan yanın alargada”
sahi kim bakacaktı fırtınada oraya?
aman bilmesinler, eylemesinler de
kaygısı değil viraneliğimin
şu durup da suyunu içtiğin
taş tutan kalbimin serinliği
tüten bacanın kargasına bak
şairden üstün zekâsı
varsa yüreğin sor
çökmek üzere olan çatı mı
yoksa çağın duyarsız çığlığı mı
gönlümün salkımını sirkeye döndüren ben mi idim
kalemimin sözü değil ekşiten üzümü
sevincin yolunu kırmışlar bağ bozumunda
ortasından yaylılar geçen alnım
kahrı perişan düşürecek göğü toprağa












Bir cevap yazın