Bertolt Brecht: Sahneyi Dünyayı Değiştirme Alanına Dönüştüren Marksist
Alman şair, oyun yazarı, tiyatro kuramcısı ve yönetmen Bertolt Brecht, 14 Ağustos 1956’da Doğu Berlin’de hayata veda etti. Bugün, ölümünün 70. yılında Brecht yalnızca modern tiyatronun büyük yenilikçilerinden biri olarak değil, sanatı kapitalist düzenin görünmez mekanizmalarını açığa çıkaran bir düşünme ve mücadele aracına dönüştüren Marksist bir sanatçı olarak anılıyor.
Brecht’in tiyatrosunda yoksulluk bir kader, savaş kaçınılmaz bir felaket, insanın insana yabancılaşması da değişmez bir “insanlık hâli” değildir. Bunların hepsi belirli tarihsel ve toplumsal ilişkilerin ürünüdür. Öyleyse değiştirilebilirler.
Savaşın gölgesinde yetişen bir şair
Eugen Berthold Friedrich Brecht, 10 Şubat 1898’de Augsburg’da doğdu. Gençliği Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımı içinde geçti. 1918’de askerî hastanede sıhhiye eri olarak görev yapması, savaşın resmî kahramanlık söylemiyle gerçek yüzü arasındaki uçurumu yakından görmesini sağladı.
İlk şiir ve oyunlarında savaş karşıtlığı, burjuva ahlakına güvensizlik ve yerleşik değerlerle hesaplaşma belirgindi. Baal, Gecede Davullar ve Kentlerin Ormanında gibi erken dönem eserleri, savaş sonrasındaki Alman toplumunun çürümesini ve bireyin bu düzen içindeki parçalanmasını ele aldı. Henüz sistemli bir Marksist değildi; fakat kapitalist toplumun ahlakını, kültürünü ve insan ilişkilerini sorgulamaya başlamıştı.
1920’lerin ortalarından itibaren Karl Marx’ın eserlerini ve Marksist iktisadı daha yoğun biçimde inceleyen Brecht, toplumsal olayların kişilerden ya da ahlaki kusurlardan ibaret olmadığını; üretim ilişkileri, sınıflar ve maddi çıkarlar tarafından şekillendirildiğini düşünmeye yöneldi. Komünist Parti üyesi olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamasına rağmen dünya görüşü ve sanat anlayışı açık biçimde Marksistti.
Üç Kuruşluk Opera: Suç ile ticaret arasındaki ince çizgi
Brecht’in dünya çapında tanınmasını sağlayan eser, Kurt Weill’ın müzikleri ve Elisabeth Hauptmann’ın hazırladığı John Gay uyarlaması temelinde oluşturulan Üç Kuruşluk Opera oldu. Oyun ilk kez 31 Ağustos 1928’de Berlin’deki Theater am Schiffbauerdamm’da sahnelendi ve Weimar Cumhuriyeti döneminin en büyük tiyatro başarılarından birine dönüştü. Berliner Ensemble’ın tarihçesi
Oyunda dilencilik, hırsızlık, polislik ve ticaret birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaz. Suç dünyasının patronu Macheath ile “saygın” toplumun temsilcileri aynı çıkar mantığıyla hareket ederler. Böylece Brecht şu soruyu ortaya koyar: Bir banka kurmakla banka soymak arasında, sömürülenler açısından ne kadar fark vardır?
Oyun kapitalist toplumda ahlakın çoğu zaman maddi çıkarların üzerini örten bir perdeye dönüştüğünü gösterir. Yoksulluk bireysel beceriksizliğin değil, insan ihtiyaçlarını kazanç konusu yapan toplumsal yapının sonucudur. Ancak eserin Brecht karşıtı çevreleri de kapsayan büyük ticari başarısı, sanatçının önüne önemli bir çelişki çıkardı: Kapitalizmi eleştiren bir eser, kapitalist kültür piyasası tarafından kolayca tüketilebilir ve eğlenceye dönüştürülebilirdi.
Bu deneyim, Brecht’i seyirciyi yalnızca büyüleyen değil, onu rahatsız ederek düşünmeye zorlayan yeni bir tiyatro dili aramaya yöneltti.
Epik tiyatro ve yabancılaştırma etkisi
Brecht, geleneksel dramatik tiyatronun seyirciyi kahramanla özdeşleştirdiğini, olayların duygusal akışına kaptırdığını ve sahnedeki dünyayı kaçınılmazmış gibi gösterdiğini düşünüyordu. Ona göre seyirci ağlayıp rahatlamakla yetinmemeli; “Bu olay neden böyle gelişti, başka türlü olabilir miydi?” diye sormalıydı.
Bu amaçla geliştirdiği “epik tiyatro”, olayları kesintisiz bir yanılsama halinde sunmak yerine bölümlere ayırıyor; şarkılar, anlatıcılar, pankartlar, projeksiyonlar, sahne başlıkları ve oyuncunun rolüne belli bir mesafeden yaklaşması gibi araçlardan yararlanıyordu.
Brecht’in Verfremdungseffekt adını verdiği ve Türkçede genellikle “yabancılaştırma etkisi” olarak karşılanan yöntem, seyirciyi eserden uzaklaştırmak anlamına gelmez. Amaç, gündelik hayatta doğal ve değişmez görünen ilişkileri yeniden şaşırtıcı hâle getirmektir. İşçi neden ürettiği zenginliğe sahip değildir? Açlık içindeki insan neden suçlu sayılırken onu aç bırakan düzen saygın kabul edilir? Savaş kimin çıkarına sürdürülmektedir?
Sahne, bu soruları görünür kılan bir toplumsal laboratuvara dönüşür. Brecht’e göre tiyatro yalnızca dünyayı temsil etmemeli; dünyanın insanlar tarafından kurulmuş ve dolayısıyla değiştirilebilir olduğunu göstermelidir.
Faşizm, sürgün ve “karanlık zamanlar”
Nazilerin 1933’te iktidara gelmesinin ardından Brecht Almanya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Eserleri yakıldı; kendisi Danimarka, İsveç, Finlandiya ve Sovyetler Birliği üzerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanan yaklaşık on altı yıllık bir sürgün hayatı yaşadı.
En güçlü oyunlarının önemli bir bölümünü bu dönemde kaleme aldı:
- Cesaret Ana ve Çocukları
- Galilei’nin Yaşamı
- Sezuan’ın İyi İnsanı
- Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi
- Kafkas Tebeşir Dairesi
- Bay Puntila ile Uşağı Matti
Cesaret Ana ve Çocukları, savaşın yalnızca hükümdarların ihtirasıyla değil, kâr düzeniyle beslendiğini gösterir. Cesaret Ana savaşın içinde ticaret yaparak yaşamaya çalışır; fakat geçimini sağladığı aynı savaş çocuklarını birer birer elinden alır. Brecht burada izleyiciyi yalnızca acımaya değil, savaş ekonomisinin insanları nasıl kendi yıkımlarına ortak ettiğini anlamaya çağırır.
Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi ise Hitler’in iktidara gelişini gangsterlerin yükselişi biçiminde anlatır. Oyunun başlığındaki “önlenebilir” sözcüğü belirleyicidir: Faşizm doğa olayı değildir; ekonomik kriz, sermaye çevrelerinin çıkarları, siyasal korkaklık ve örgütlü direnişin zayıflığı sayesinde yükselir.
Amerika’da antikomünist soruşturma
Brecht, 1941–1947 yılları arasında ABD’de yaşadı. Savaş sonrasındaki antikomünist kampanya sırasında FBI tarafından izlendi ve Amerikan Karşıtı Faaliyetleri Araştırma Komitesi önüne çağrıldı.
30 Ekim 1947’de verdiği ifadede Komünist Parti üyesi olmadığını söyledi; soruları dikkatli, zaman zaman ironik ve kaçamak yanıtlarla karşıladı. Duruşmanın ertesi günü ABD’den ayrıldı. Brecht’in bu ifadesi daha sonra hem taktik bir manevra hem de tartışmalı bir uzlaşma olarak yorumlandı. Ancak tutanağın kendisi, dönemin siyasal baskı ortamını açıkça göstermektedir. HUAC ifade tutanağı ve Smithsonian kayıt açıklaması
Doğu Berlin ve Berliner Ensemble
Brecht, Avrupa’ya döndükten sonra 1949’da Doğu Berlin’e yerleşti. Aynı yıl eşi, oyuncu ve tiyatro yöneticisi Helene Weigel ile birlikte Berliner Ensemble’ı kurdu. Kurumun idari sorumluluğunu Weigel, sanatsal yönünü ise Brecht üstlendi. Topluluk 1954’te tarihî Theater am Schiffbauerdamm’a taşındı. Berliner Ensemble
Burada Brecht’in kuramsal düşünceleri sahne üzerinde sınandı. Dekorların değiştirilmesi seyirciden gizlenmiyor, ışık kaynakları görünür bırakılıyor, oyuncular karakterlerinin “içine kaybolmak” yerine onların toplumsal davranışlarını sergiliyordu. Helene Weigel’in Cesaret Ana yorumu, Brechtçi oyunculuğun en etkili örneklerinden biri oldu.
Brecht, Doğu Almanya’da yaşamayı seçmiş olsa da sosyalist devlet bürokrasisini bütünüyle eleştiriden muaf tutmadı. 17 Haziran 1953 işçi ayaklanmasının bastırılmasından sonra yazdığı “Çözüm” şiirinde, halkın hükümetin güvenini kaybettiği söyleniyorsa hükümetin halkı dağıtıp kendisine yeni bir halk seçmesinin daha kolay olup olmayacağını sorarak bürokratik iktidarı hicvetti. Bu tavır, onun sosyalizmi yalnızca devlet mülkiyeti olarak değil, halkın eleştirel ve etkin katılımı olarak düşündüğünü gösterir.
Brecht’in şiiri: Sade, keskin ve taraflı
Brecht yalnızca oyun yazarı değildi; 20. yüzyıl Alman şiirinin de en önemli isimlerinden biriydi. Şiirlerinde süslü söyleyişten çok açıklığı, soruyu ve çelişkiyi öne çıkardı. Sürgünü, faşizmi, sınıf mücadelesini ve savaşın sıradan insan üzerindeki etkilerini yazdı.
“Okumuş Bir İşçi Soruyor” şiirinde tarih kitaplarının yalnızca kralları ve komutanları anlatmasına karşı çıkar: Büyük kentleri gerçekten kimler kurmuştur? Zafer şölenlerinin masrafını kim ödemiştir? Böylece tarihin öznesini saraylardan çıkarıp görünmez emekçilere doğru çevirir.
“Önce ekmek gelir, ardından ahlak” biçiminde Türkçeye aktarılan ünlü düşüncesi de ahlaksızlığı savunmaz. Tersine, açlığı üreten bir toplumun yoksullara soyut ahlak dersleri vermesindeki ikiyüzlülüğü teşhir eder.
Kolektif emeğin hakkı
Brecht’in üretimi bütünüyle yalnız çalışan bir “dâhi yazar” anlatısına indirgenmemelidir. Helene Weigel, Elisabeth Hauptmann, Margarete Steffin, Ruth Berlau, besteciler Kurt Weill, Hanns Eisler ve Paul Dessau başta olmak üzere çok sayıda sanatçı ve dramaturg onun çalışmalarına önemli katkılarda bulundu.
Özellikle Hauptmann ve Steffin’in çeviri, araştırma, dramaturji ve metin çalışmalarındaki payları, uzun süre Brecht’in şöhretinin gölgesinde kaldı. Bu nedenle günümüz Brecht araştırmaları, onun eserlerini güçlü bir bireysel yaratıcılığın yanı sıra yoğun bir kolektif üretim sürecinin sonucu olarak da değerlendiriyor.
14 Ağustos 1956: Bir son değil, yaşayan miras
Bertolt Brecht, 14 Ağustos 1956’da geçirdiği kalp krizi sonucunda Doğu Berlin’de, 58 yaşında öldü. Dorotheenstadt Mezarlığı’na, Hegel’in mezarına yakın bir yere defnedildi. Berliner Ensemble ise Helene Weigel’in yönetiminde çalışmalarını sürdürdü. Brecht’in yaşadığı ev ve çalışma mekânı bugün arşiv ve müze olarak korunmaktadır. International Brecht Society
Brecht’in bıraktığı miras, belirli sahne tekniklerinden çok daha büyüktür. Augusto Boal’ın Ezilenlerin Tiyatrosu’ndan politik belgesel tiyatroya, toplumcu şiirden çağdaş sinemaya kadar pek çok sanatçı ve hareket onun açtığı yoldan ilerledi.
Onun sanatı bize şunu hatırlatır: Kapitalist toplumun ürettiği eşitsizlikler doğanın yasaları değildir. Savaş, yoksulluk, faşizm ve sömürü insan eliyle kurulmuş ilişkilerin sonuçlarıysa, yine insanların örgütlü iradesiyle değiştirilebilir.
Brecht sahneyi, seyircinin birkaç saatliğine dünyadan kaçtığı karanlık bir salon olmaktan çıkardı. Onu, dünyanın neden böyle olduğunu ve nasıl başka türlü kurulabileceğini araştıran kolektif bir düşünce alanına dönüştürdü.
Ölümünün 70. yılında Bertolt Brecht’i, sanatı egemenlerin aynası değil ezilenlerin sorgulayıcı gözü yapan büyük Marksist şair ve tiyatro insanı olarak saygıyla anıyoruz.
Atilla Kuzgun
Kaynakça
- Poetry Foundation – Bertolt Brecht biyografisi
- Berliner Ensemble – Theater am Schiffbauerdamm tarihçesi
- Berliner Ensemble – Brecht ve Weigel’in çalışmaları
- International Brecht Society – Brecht kurumları ve arşivleri
- University of California Irvine – Brecht’in HUAC ifadesi
- Smithsonian Folkways – Brecht’in HUAC kaydı
- John Willett, The Theatre of Bertolt Brecht: A Study from Eight Aspects.
- Peter Thomson ve Glendyr Sacks (ed.), The Cambridge Companion to Brecht.
- Klaus Völker, Bertolt Brecht: A Biography.
- Bertolt Brecht, Tiyatro İçin Küçük Organon.
- Bertolt Brecht, Bütün Oyunları ve Şiirler.












Bir cevap yazın