Çok zor bir ülkenin insanlarıyız.
Burada herkes “normal” değil; belki de en normalimiz bile, binbir kırılmadan, güven eksikliğinden, yorgunluktan ve içsel mücadeleden geçerek ancak minimal ölçüde “normal” kalabiliyor. Makul olmak bile çoğu zaman kürek işçiliği gibi: kan ter içinde, sabırla, direnerek öğreniliyor.
Sorgulayan, düşünen, yaşadıklarından ders çıkaran bireyler olarak, normal kalmaya değil; belki de kendimize ait bir denge kurmaya çalışıyoruz. Bu da hiç kolay değil.
Peki, normal nedir?
“Normal” dediğimiz şey gerçekten sabit midir? Yoksa bilince, topluma, coğrafyaya, kültüre, inanca ve düşünce biçimine göre değişen bir kavram mıdır? Ortadoğu’da başka, Avrupa’da başka; Asya’da, Afrika’da, kuzeyde, güneyde başka anlamlar taşıyabilir.
Biz; kimyası, kodları, hafızası ve egemenlik ilişkileri ağır bir coğrafyanın insanlarıyız. Birbirinin sınırına basan, birbirine söz geçirmeye çalışan, söz sahibi olduğunu sanırken çoğu zaman kendi iç dünyasında bile dağınık kalan problemli toplumların bireyleriyiz.
Kendimizce makul olmaya çalışırız; fakat bir başkasının gözünde yamuk, eksik, aykırı ya da fazla görünebiliriz. Belki de insan dediğimiz varlık biraz böyledir: kendi iç savaşını verirken dışarıdan yanlış anlaşılmaya mahkûmdur.
Ama yine de bütün hatalarımıza, kusurlarımıza, kırılmalarımıza rağmen “yetişkin” olmaya çalışmak bir erdemdir. Yaşadığımız sürece bu mücadele devam edecek. En çok da kendi gölgelerimize karşı verdiğimiz mücadelede…
Bu savaşta hepimize başarı dileyebilirim.
Not: Dün akşam felsefe dersinden çıkardıklarımı zihnimde değerlendirirken bunları düşündüm.
Not 2: Sevgili bir arkadaşım şöyle dedi:
“Ben anormal davranarak var oldum.”
Bu söz hoşuma gitti.
Evet, “normal” kavramı; düzenin, toplumun ya da ailenin istediği biçimde iradeyi bloke etmek değildir. Bazen onların normaline karşı durmak, insanın kendi normalini kurmasıdır.
Bazılarımız bu yüzden anormal görünür. Çünkü kendimiz olmak için karşı çıkarız. Çünkü bize dayatılan kalıplara sığmayız. Çünkü başkalarının normali, bizim iç hakikatimizi taşımaz.
Evet, biz gibiler belki anormaliz.
Ama kendi normalimizi edinmek için anormaliz.
Kendimiz olmak için anormaliz.
Ve bu anormallik, bizim normalliğimizdir.
Arkadaşım gülerek, “Yaşasın anormallik,” dedi.
Ben de gülerek tekrar ettim:
Yaşasın anormallik.
Sonra da sevinçle ekledi:
“Şimdi bu entelektüel sohbetten sonra tam gaz danışanlarımla daha iyi terapi yaparım.”
4 Haziran 2026
tuannaguzel
#felsefe
#toplum
#kültür
#türkiye
#insan
#sapiens
#normalnedir
#erdem












Bir cevap yazın