Bilim bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Duygular kalıcı değildir. İnsan bazen derin bir sevgi hisseder, bazen öfkelenir, bazen incinir, bazen de ilk günkü heyecanını kaybeder. Çünkü duygular; yaşanan olaylardan, stres düzeyinden, zamandan ve beynimizin işleyişinden etkilenir. Sürekli değişir, dönüşür ve yeniden şekillenir.
Eğer sevgi yalnızca bir duygu olsaydı, “Seni ömür boyu seveceğim.” sözü de sağlam bir zemine sahip olmazdı. Çünkü duygu, geldiği gibi gidebilir.
İşte bu yüzden sevgi, yalnızca hissetmek değildir. Sevgi; değer vermektir, emek vermektir, sorumluluk almaktır. Bazen en zor zamanlarda bile, “Her şeye rağmen yanında kalmayı seçiyorum.” diyebilmektir. Hisler değişebilir; fakat gerçek sevgi, bilinçli bir irade ve kararla beslendiği için ayakta kalabilir.
Sevgiyi tanımayanlar ise çoğu zaman sevgiyi hazla karıştırırlar. Karşılarındaki insanı olduğu gibi sevmek yerine, onun kendilerine yaşattığı heyecana, ilgiye ya da mutluluk hissine bağlanırlar. O geçici haz azaldığında, bağ da çözülmeye başlar. Çünkü sevdikleri kişi değil, o kişiden aldıkları duygusal tatmindir.
Gerçek sevgi ise insanı bir araç olarak görmez. Onu tüketilecek bir kaynak ya da yalnızlığını giderecek bir nesne olarak kullanmaz. Sevginin temelinde saygı, güven, sadakat ve emek vardır. Çünkü sevginin gerçek değeri, alınan hazda değil; gösterilen vefada, üstlenilen sorumlulukta ve verilen emekte saklıdır.
‘un da ifade ettiği gibi, sevgi kendiliğinden olup biten bir duygu değildir. Sevgi; öğrenilen, geliştirilen, olgunlaştırılan ve ömür boyu emek isteyen bir sanattır.
Belki de bu yüzden gerçek sevgi, “Seni seviyorum.” demekten çok, her gün yeniden ve bilinçle “Seni sevmeyi seçiyorum.” diyebilmektir. 🌹












Bir cevap yazın