Aşure Günü, İslam tarihinin en derin yaralarından biri olan Kerbelâ hadisesini yeniden hatırlatan, yalnızca bir matem günü değil; aynı zamanda adalet, sadakat ve mazlumdan yana duruşun da sembolüdür. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ile beraberindeki 72 canın Kerbelâ’da şehit edilişinin üzerinden asırlar geçse de bu acı, gönüllerdeki yerini korumaya devam etmektedir.
İran’ın başkenti Tahran’da da Aşure Günü dolayısıyla geniş katılımlı anma törenleri düzenlendi. Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da verdiği hak, adalet ve onur mücadelesi; dualarla, mersiyelerle ve matem törenleriyle yad edildi. Bu törenler, Kerbelâ’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir tarihsel olay olmadığını; bugün de insanlığın vicdanına seslenen büyük bir hakikat olduğunu bir kez daha gösterdi.
İran’daki farklı etnik topluluklardan biri olan Lorlar da her yıl olduğu gibi bu yıl da kendilerine özgü matem geleneğini yaşattı. Tahran’daki Oşşakul Abbas Hüseyniyesi’nde düzenlenen törende Lorlar, “Gil-mali” adı verilen geleneksel çamur sürme merasimini gerçekleştirdi. Bu merasimde katılımcılar, Kerbelâ’nın acısını bedenlerinde ve ruhlarında hissetmek için kendilerini çamurlu suya batırıyor; baştan ayağa çamura bulanarak öğle vaktine kadar yas tutuyor.
Lorların bu geleneği, matem kültürünün yalnızca sözle değil; bedenle, ritüelle ve toplumsal hafızayla da yaşatıldığını göstermektedir. Çamur burada sıradan bir unsur değil; acının, alçakgönüllülüğün, faniliğin ve Kerbelâ karşısında duyulan derin kederin sembolüdür. İnsan, toprağa bulanarak hem yaratılışını hem de zulüm karşısında duyduğu mahcubiyeti hatırlar.
Kerbelâ, bütün mazlumların ortak hafızasında kapanmayan bir yaradır. Hz. Hüseyin’in kıyamı, salt bir yas anlatısı değil; haksızlığa boyun eğmeyen insan onurunun adıdır. Bu yüzden Aşure Günü’nde tutulan matem, yalnızca geçmişe ağlamak değildir. Aynı zamanda bugünün zalimlerine karşı vicdanı diri tutmak, adalet duygusunu ayakta tutmak ve insanlığın hafızasına “Hüseyin haklıydı” sözünü yeniden yazmaktır.
İran’da düzenlenen bu törenler ve Lorların Gil-mali geleneği, Kerbelâ mateminin farklı halklar ve kültürler içinde nasıl derinleşerek yaşadığını göstermesi bakımından önemlidir. Çünkü Kerbelâ’nın dili tek bir coğrafyaya, tek bir millete ya da tek bir mezhebe sığmaz. Kerbelâ, mazlumun diliyle konuşur; adalet arayan her gönülde yeniden dirilir.
Aşure Günü’nde Kerbelâ şehitlerini anmak, Hz. Hüseyin’in yolunu yalnızca gözyaşıyla değil; hakka, adalete ve insan onuruna bağlılıkla sürdürmektir.












Bir cevap yazın