GENETİK KODLAR-Kader Eltutan
Kızıl ksraklar derin bir kuyuya atladılarKuyu, al bir güle döndüYeşile vuran gözlerBir yaprak gibi rüzgâra savruldu, şizofren gecelerdeEyy gökteki kızıl güneşKaranlığa çevirdin odalarıKüle döndürdün denizleriHangi iklimden kopup geldinÇiçeklerin yokİlkbaharı da terketmişsinŞizofren gecelere sığınmışsınSabahlar da olmayacak bu gidişleBir lokman lâzım sanaGerçi bu genetik bir travmaTedavisi olmayan bu dünyadaYara bantları fayda etmez tüm vücuduna sarsan daAnnen bile […]
Ağaç Gibi- Esra Yılmaz
Çınar ve meşe gibi ağaçlar hep yukarı doğru büyürken aynı zamanda etrafına alan açar….kadim kültürlerde köy meydanına dikilirler. Çünkü onların doğası, insanları toplamak ve büyütmektir. Bu enerji doğrudan zeus’un yani jüpiter’in doğasına benzer…antik yunanda meşe ağacı Zeusa adanmıştı ve yapraklarının hışırtısından kehanet çıkarılırdı…ağaç sadece gölge vermezdi, konuşurdu.Ama her ağaç böyle açıcı değildir. Servi ağacı… ince, […]
Kılıç, İnanç ve Utancın Dili – Mehmet Özgür Ersan
Bir sözcük vardır; sözlükte durduğu yerde masum görünür. “Kılıç artığı…” İki kelime. Ama bazen iki kelime, bir halkın sırtına vurulmuş kırbaçtan daha ağırdır. Nedir “kılıç artığı”? Savaşta öldürülmeyip geriye kalan mı?Katliamdan sağ çıkan mı?Canı bağışlanmış olan mı? Sözlük böyle söyler. Ama hayat sözlük değildir. Sokakta, meydanda, gazete köşesinde, siyaset kürsüsünde bu söz söylendiğinde anlamı değişir. […]
Kadın – Kamile Ekenel
Kadın benimToprağa düşen kor benimSuya karışan kan benimGüneşi doğuran beden benim… Bir kadın ağlıyor çığlık çığlığaBir kadın haykırıyortüm çıplaklığıylaBir kadın haykırıyorvurdum duymaz adaletinize. Bir kadınCanını hiç edip çocuğum içinhaykırıyor duyun diye. Küçük bir kadın,kucağında korkuları.Ruhunu dağlaya dağlaya soluksuz.Tüm çıplaklığıylayaķıyor ömrünüYakıyor çocukluğunuyakıyor dünyayı. Konuştukça susuyor dünya,susunca ağlıyor tüm düşler.Bir kadın soluksuz,bedeni ruhundan ayrılmış.Kalbi yerinden fırlamış,yalın ayak […]
Lenin’in Mustafa Kemal önderliğindeki ulusal kurtuluş savaşına neden destek verdi – Rıza Aydın
Ruhi Su, bir türkü albümünü sunarken, “El gövdede kaşınan yeri bilir” der. Ben de teorik olarak eksikliğini hissettiğim, iyi bilmediğimi düşündüğüm yeri bilirim: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci. Bunun için Birinci Dünya Savaşı’nın çıkışını, bu savaşa karşı Lenin’in tepkisini; ardından bu paylaşım savaşı içinde Anadolu’da emperyalist kuşatmaya karşı nasıl bir kurtuluş mücadelesi verildiğini yeniden incelemek istiyorum. […]
DURUL BAKAN – ATIK AĞAÇTAN SANAT- Bilhan Akkaya
O’nu ” Tırını sattı, heykeltraş oldu” haberiyle tanıyor olabilirsiniz. Cehver çekimi (taşıması) işi yaparken doğanın tahrip edilmesine daha fazla dayanamayan ve beklediği ekonomik geliri bulamayan Durul Bey bu işi bırakıyor. Bir gün deniz kenarında dolaşırken lodostan sonra kıyıya saçılmış ağaç parçalarını görüyor ve ” bunlar benim olmalı’ diye hissediyor. Onları ne yapacağını bilmeden topluyor.Burdur Gölü’nün […]
Sevmek – Tolga Aldemir
asil duygulara inanmadım hiçbir zamanne vitrinlerde parlayan aşk sözlerinene akşamın kadehinde büyütülen yalnızlıklarakarmaşık da olmadımkalbim öyle dolambaçlı sokakları sevmedisevmek dediğinbir ekmek bölüşmek kadar yalınbir omza usulca dokunmak kadar gerçektine destandıne kıyametsevmekbasit bir eylemdi Nis 24, 2026KİRPİ EDİTÖR
Eskidendi… Çok eskiden. – Ezelden Lamekan
Aynı sofraya oturmanın sadece karın doyurmak değil, gönül doyurmak olduğu zamanlardı. Bir lokmanın bölüşüldüğünde çoğaldığına inanılırdı. Kapıların kilitlenmediği, çünkü kalplerin kapalı olmadığı günlerdi. Aile dediğin; yalnızca aynı çatı altında yaşamak değil, birbirinin yükünü omuzlamak, derdini sessizce anlamaktı. Vefa, unutulmayan bir borç gibiydi; iyilik yapılır, karşılık beklenmez ama hatırası ömür boyu taşınırdı. Eskidendi… İnsan insana düşman […]
A t e ş v e T i n – Gökçe Okay -Stéphane Delagrange
Sizlere barış ve savaştan, köyden ve şehirden, insanlar, ağaçlar ve alevlerden — ve yüzükten,bir çerçeve içindeki karşılıklı güvenden, onları birleştiren bir toprak ve gökten söz etmekistiyorum.Sağımda, çizgi, renk doluluk ve neredeyse sadece doluluk. Solumda, monokrom çizgi, boşluk,sonra doluluk. Bir yanda İstanbul’un dinmek bilmeyen uğultusu ve aciliyeti, öteki tarafta Coted’Armor’da bir ormanın sessizliği. İki Farklı yürüyüş […]
Ömür Herkese Emanet Edilmez- Serdar Gazi Karababa
Ömür, rastgele birine bırakılacak kadar değersiz değildir. İnsan, hayatını; söze değil, bakışa inananlara emanet eder. Çünkü bazıları “iyiyim” sözünü duyar, geçer gider; bazıları ise gözlerde saklanan kederi görür, suskunluğun içindeki fırtınayı hisseder. Asıl yakınlık da burada başlar: söylenene değil, söylenemeyene kulak verebilmekte. Ömür, “iyi değilim” diyemediğin zamanlarda bile seni anlayana emanet edilir. Kalbinin yorulduğunu, sesinin […]
HAYATA VERDİĞİN TEPKİDİR YAŞAMIN-Sahavet Tuğbay Domaç
Herkesin başına kötü şeyler gelmiyor mu?Elbette geliyor…Kimisi ağlıyor,Kimisi kahroluyor,Kimisi kendine de, yanındakilere de hayatı zindan ediyor,Kimi içine atıyor,Kimi konusunu bile açmıyor,Kimi hiç durmadan anlatıyor,Kimi ise her başına gelene aynı dengede,Aynı tepkide,Aynı mesafede,Aynı bilişle karşılık veriyor. Hayata karşı cömert ol diyor iç sesim.Sen her baktığını gör ve her rengi içine çek ki rengarenk nefes dönsün bedeninde.Ona […]
Dr. Sócrates: Bir Futbolcudan Fazlası-Mehmet Özgür Ersan
Futbol dünyası, çoğu zaman ayağına hâkim ama aklına tutsak adamlardan geçilmez.Tribünler doldurulur, manşetler atılır, milyon dolarlar konuşulur; ama insan ararsınız, bulamazsınız.İşte bu yüzden Dr. Sócrates sıradan bir futbolcu değildir.Onu yalnızca attığı gollerle, estetik paslarıyla, uzun boyuyla, dağınık saçlarıyla, sakalıyla anlatmaya kalkmak büyük haksızlık olur.Çünkü Sócrates, sahaya yalnızca bedenini değil, aklını, kültürünü, vicdanını ve siyasal tavrını […]
Dr. HİKMET KIVILCIMLI’NIN PSİKOLOJİK- PSİKİYATRİK MİRASI- Mustafa Kemal Gültekin
Dr. Hikmet Kıvılcımlı, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra psikiyatri alanında uzmanlığını almış; Kırşehir Cezaevi’nde bulunduğu yıllarda hasta muayenesine izin verilince yeniden hekimliğe başlamıştı. Bu süreç, onun yalnızca bir devrimci değil, insan ruhunun derinliklerine inen bir hekim olarak da üretkenliğini sürdürdüğünü gösterir. Cezaevinden sonra İstanbul’da Cağaloğlu’nda ve Göztepe’de, Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi üzerindeki muayenehanesinde hastalarını kabul […]












Son Yorumlar