ÖYKÜ 715
1 İnsanın Hikâyesi – Sevim Demiröz
“Hemen pes etme.” “Hemen pes etme mi? Bu ülkede umut etmek bin yıldan başlar bilmiyor musun?” *** Üzgün hikâye kitapları, yarısı duvardan aşağı sarkan tablo, tavanın köşesine yuva yapmış örümcek ağları, toz kokusundan varlığı unutulmuş minderler, rimeli akan kadını anımsatan baca deliği, kırılmış bir cam ve o camın ayıbını kapatır gibi önüne set çekmeye çalışan […]
SESLER – Güler Ganjuk
Uyuma, kalk hadi… Kalk, kalk, vakit geldi, uyan! Sesler… Sesler… Zehra susturamıyor sesleri. Tam uykuya dalacakken üşüşüyorlar kafasına. Uyuyamıyor Zehra, aylardır uykusuz, aylardır korkuyor. Ya onlar! Onlar duymuyorlar mı bu sesleri? Yanında yatan adama değmemeye çalışıyor; pis sarhoş, kim bilir kaçta geldi… Hangi karının koynundan geldiyse… Zıbarıp kalmış. Leş gibi de kokuyor. Karyola gıcırdamasın diye […]
ALFABE – DİDEM SAYAT
Güneşin karşı tepelerin üzerinden yavaş yavaş yükseldiği vakit gözlerini açtı. İlk duyduğu kara horozun acı yakarışıydı. Edepsiz hayvanı sanki birileri boğazlıyordu. Bu köyün hayvanları da bir tuhaf, diye düşündü. Yatakta doğruldu. Kolları, bacakları, başı, boynu neredeyse tüm vücudu sızım sızım sızlıyordu. Onlara söz geçiremeyeli beri daha da huysuz bir adam olmuştu. Sürekli kavga halindeydi uzuvlarıyla. […]
Astalavista – Berk Bozbel
Babam ve annem sonunda çıkmışlardı evden. Sinirden kendimi yerden yere vuruyordum. – Ya arkadaş nasıl ya nasıl? Aklıma direk, telefonum geldi, çünkü bugün herkes adeta kıyamet benim elimden sanki kopacakmışsına beni arıyacaktı:” – Kaç aldın? – Puanın ne? – Geçtin mi? – Sıralaman kaç? – Hukuk geliyor mu? – Senden hiç bir halt olmazdı zaten. […]
KIRMIZI HIRKA – Meltem Dağcı
Yüreğimde kesik bir güvercin kanat çırpıyor. Tomris Uyar Süt içilen günlerden, bahçedeki vişneleri toplamalardan, yarısı okunmuş altı çizili kitaplardan, derli toplu günlerden dağınık odalara, meltem rüzgârlarından, gecelerden sabahlara, komşulardan, günaydınlardan, gazetelerden cinayetleri okumaya, o sayfayı yırtmaya, kalkıp süt içmeye, bahçeye dönmelerden, vişne ağacının dibinden, utanmalardan, geçtim. Geçtim. Bahçedeki yere düşen yaprakları çelimsiz eliyle topladı Emel. […]
GÜZELLİKTEN ÇİRKEFLİĞE – GALİP ÖNLÜ
Ne vakit olursa olsun çocukluğum aklıma gelince bir üzüntü illeti sarar bedenimi ve alıp mahmurlaşmış sarhoş diyarlara götürür beni. Şu anda o günlere öyle bir dönesim var ki, sadece bir anlığına, bir saniyeliğine… Mümkün olmadığını kavramak lakin bunu tahayyül etmek bile derin cerihalardan sıyrılıp uçsuz bucaksız, sessiz ve çehresiz bir mutluluk kıpırtısına sebebiyet verebilir. Gerçekten […]
BOMBA – kasım mor
Güneş henüz doğmuş, sokaklar ufak ufak nefes almaya, canlanmaya, yaşam belirtileri göstermeye başlamıştı. Çalar saat’in çığlık çığlığa bağırması ile uyuşuk ve kör bir el tarafından susturulması bir oldu. Fikret, yorgan döşek bileşkesinin terekküp ettiği sıcağa kanıp, üşengeç bir tavırla yorganı biraz daha başına çekti. Bir iki kıpırdanıp keyfini çıkarabileceği en uygun pozisyonu alma gayretinde iken, […]
HALİL VE ALACALI – Mithat Önal
Tahta kapı büyük bir gürültüyle kapandı. Kenarları yırtılmış kara lastik ayakkabılarını sürükleyerek ilerledi taş avluya. Üç sene önce İbişlerin Kazım’la bir haftada güç bela kurdukları çardağın altından geçerken başını yukarı kaldırdı Halil. Alacalıyla göz göze geldi. Gülümsedi. Kanatlarını çırparak havalandı. Sahibini üç takla ile selamladı. Sonra da İbişlerin evine bakan ceviz ağacının sarkan dalına kondu. […]
ÖZGÜRLÜĞÜN KUŞLARI – Hediye Polat
Taş beton duvarlar örülmüş üstümüze. Penceresi küçücük, hem de ince aralıklı demirlerle örtülü. Apaydınlık günde bile karanlık içerisi. Oysa bahar gelmiştir, aç kapıları Kadim. Yaylalar yeşildir. Iğıl dereler yarpuz yaprakları ile çevrili… Dağlar ise sisler içindedir, mor mor tütmektedir. Pencereden bir avuç gün ışığı sızdıkça canımızdan can gitmektedir. Aç kapıları Kadim, aç kapıları. Kadim uykusundan […]
Agâh ve Revan – Cem ARDIÇ
Bu fıstık çamı ormanında kuşluk vakti bittiğinde ıssızlık daha belirgin olur. Ağaçlar konuşmaya ya da susmaya başlar, ardından da zifiri karanlıktaki milyonlarca yıldızın sessiz senfonisi teslim alır geceyi. Ormanın yükseklerindeki köhne evime taşındığım ilk gün, yaşadığım zorunlu göçün ilacının geceler olacağını anlamıştım. Yaşlandıkları için evi bana satan çift buranın akşamlarını seversin demişti; öyle de oldu. […]
YENİ EV – DİDEM SAYAT
‘‘ Seni aldattım, ’’ dedi. Bunu, hadi gezmeye gidelim, hava çok güzel ya da karnım acıktı dercesine söyledi. Gözleri muzip bakışlarını takınmış, üst dudağı hafifçe yukarıya doğru kıvrılmıştı. Kısa bir nefes aldı ardından ve önündeki ızgara eti iştahla yemeye devam etti. Ağzından çıkan kelimeler havada yayılırken anlamını yitirdi o anda. S, E den ayrıldı, N […]
İKİ SAMİMİ ARKADAŞ – Sadık Güvenç
El yordamıyla dış kapıyı bulmaya çalışırken devirdiği kül dolu tenekeye sövdü: -Devril bakalım soyka kalasıca, bir sen kaldıydın ayağıma dolaşmayan! Devrilen tenekeyi yine el yordamıyla doğrulttu. Sık sık kendini yakalayan sidik belası için koymuştu bu tenekeyi kapının yanına. Dışarının soğuna aklı kesmediği zamanlarda hacetini burada gidermeye çalışıyordu. Yarısı külün içine yarısı fanilasına, pantolonuna… Dış kapıyı […]
BİR GARİP SERENAT – SELDA METE
Yaz tatilini geçirmek için gittiğimiz yazlığımızdaki odama, anlamsız ve değersiz bir yaz geçireceğime inandığımdan ötürü isteksizce yerleşmiştim. Haziran başında ailemle birlikte buraya gelir, etrafımızda yaşıtım birçok genç olmasına karşın hiç kimseyle arkadaşlık etmeden, üç ayımı burada geçirirdim. Zamanımın çoğunda evde müzik dinler ya da kitap okurdum. Geçtiğimiz yaz bir de gitara meraklanmıştım ki bu yaz […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar