Sabah erkenden uyandım, karşıya geçeceğim. Neden? Bilmem kaç paralık bir şeyi biraz daha uygun fiyata alabilmek için. Herkes benimle aynı saatte uyanıp aynı saatte yollara düşmüş. Marmaraya geçiyorum. Yürüyen merdivenlere doğru mıy mıy zombi gibi yürüyen gençler.
Sirkeci ye varıyoruz. Yürüyen merdivenler sağlı sollu işgal altında. Millet yürüyen merdivende bile kocasının sevgilisinin elini bırakmıyor. Kınım kınım kınıyorum yazıcılar bunu da yazsın lütfen.
Kimi bir tarafta kendisi, yan tarafta koca valizi. Kardeşim hiç mi duymadınız İstanbul da Yürüyen merdivenlerin sol tarafında yürünür, durulmaz durdurulamaz.
Marmaraydan çıktım şükür. Karşıya geçeceğim yaya geçidinde ışık bekliyorum. Işık yanıyor tam caddenin ortasındayım aaa İstanbul kartımın iadesini almadım. Koşarak geçtiğim yolları koşarak dönüyorum. Annemin sözü kulağımda yankılanıyor “Ben devletten zengin miyim?
Çalışırken ayy o kadar yolu dönemem şimdi kalsın dediğim gün değil bugün.
“Ben devletten zengin miyim ne diye paramı onlara bırakayım?
Daha dün ablamın parasına çöktüler
Neymiş, kartın eşleşmesi gerekiyormuş. Yahu bu karttan ödeme almadın mı sen? İki durak gitmiş ne diye iade vermeyip yeni icatlar çıkarıyorsun. Eşleşme de eşleşme. Yetti be.
Neyse paramı aldım. Yola devam. Kalpler böcüler el el çiftler yetmiyor gibi, daracık kaldırımda 4 kişi el ele barikat kurarak yürüyor. Ana baba iki çocuk. Bari ikişer gidin. Ama bizim ülkede ince düşünce nerede?
Barikatları aşıp aradığım yeri buluyorum. İşlerimi hallettim. Geri dönüşte büyük postanenin önünden geçiyorum. Adamlar yapmış işte bina, bilmem kaç deprem görmüş bak yıkılmıyor diye konuşuyor iç sesim. İstanbul un gürültüsü halt etmiş benim iç ses yanında.
Sonra o her geçişimde hayran kaldığım tarihi binanın önünden geçiyorum. Gün gün yıkıma doğru gidişini durup bir daha izliyorum. Avrupa bizi kıskansın. Biz böyle binalara kimseyi oturtmayız. Boş kaldıkça yavaş yavaş ölür de umursamayız. Neden? Çok kıymetli bizim tarihi binalarımız. Onu bunu oturtacağımıza boş kalsın.
Balonlar kalpler güller her yer de. Herkes sevgi böcüğü. Her yer beton. Ama bu kuş cıvıltıları da ne? Kadıköy de bile betondan kuş sesi duyamaz olduk derken, yoksa bu kuşlar kafayı mı yediler?
Belki de ağaçsızlığa karşı protestodur bu cik cikler?












Bir cevap yazın