Hoş geldin ey sevgili,
Hoş geldin gönül köşküme .
Kapıları altın yaldızlı
gümüş kaplamalı tahtım
Gök kubbeli sarayim yok,
Yün döşeğim,
kıl çullum,
arpa ekmeğim,
bir demlik’de çayım var..
Gel,
Gel otur şöyle,
Üşüdün’mü
Hava soğuk,
Mevsim kış
Halbuki
kalbim Ağustos sıcağı
Gözlerim Nisan,
Yüreğim bahar…
Seversen saray,
gidersen viran olur…
Hoş geldin ey sevgili
Teşrifin, Şeref verdi virane gönlüme,
Yoruldunmu?
Gel otur hele,
Gel otur Gönül tahtıma,
Bir bardak çay doldurayım sana,
kusuruma bakma…
Pastam böreğim yok ikram edecek sana,
Ama
Bir kase ham çökelek
Bir parça da kete’m var
Arzu edersen,
Muhabbeti dem edelim,
Odun ateşinde
Lal olmuş sobanın başında…
Hoş geldin ey sevgili,
Hoş geldin karanlık dünyama
Gelişinle Ay gibi aydınlattın karanlığımı
Baharda Güneş gibi ısıttı yüreğimi
Tomurcuklar gibi açar oldu yanaklarım
Kuş kanadı gibi çarpar oldu kalbim.
Kalırsan bu meçhul halimde
Yalnızlığıma eş,
kışıma yaz,
Gönlüme Sultan,
başıma taç olursun.
Gidersen gözlerim mahsun,
Yüreğim kor
Dilim Lal
Karanlığa mahpus olurum..












Bir cevap yazın