Deneme özellikleri 246
MAZDEK-ZERDÜŞT İNANCI VE İSYANLAR -Bilhan Akkaya
Yüzlerce yıl; Zerdüşt-Mazdek inancına sahip İran ve Orta Asya’da, Araplar’a karşı gizli tarikatlar oluşturulmaya başlanmıştır. Bu ezoterik tarikatlar; görünürde İslami özellikte Şii gibi görünse de özünde, Zerdüşt-Mazdek inancına sahipti. Bu inanç sistemi; Mani, Hinduzm, Budizm ve Yunan felsefe öğretilerinden etkilenmiş materyalist bir inançtı. MS. 5 yüzyıldan sonra gelişen din; insan eşitliği ve mal ortaklığını savunan […]
BEN “O” BEN-İM-Esra Küçükaltun
Başlangıçta sessizlik vardı. Sessizliğin içinde farkındalık. Farkındalığın özünde ise yalnızca… BEN. Fakat bu BEN,egonun ben’i değildir. Ne isimdir,ne yüzdür,ne de yaşanmış bir hikâyedir. BEN,tüm isimlerden öncekendini bilenBEN-İM Bilincidir. Sessizliğin özündekendi varlığını seyredenilk farkındalıktır. Ne doğmuştur,ne doğurmuştur O sadece bilir. Ve sonsuza dek fısıldar: BEN VARIM. & Ne zaman,ne mekân,ne de isim. Sadece TEK bir kıvılcım,TEK […]
Yola Çıkmak-Tolga Aldemir
Madem ki yola çıkmaya karar verdin,trene ters otur. Otur ki, arkanda kalanlara son bir kez bakabilesin.Ağaçlara…Kırlara…Toprağa…Çiçeklere…Boşluğa… Hepsini usulca uğurla. Sonra yüzüne, hüzünle bilgelik arasında duran o ince çizgidenküçük bir antidepresan gülümsemesi kondur. İşte o an, olmuşsundur artık. Ne mezar korkutur seni,ne Tanrı’yı korkuyla ararsın,ne de bir kadının gidişi yolunu keser. Çünkü anlarsın ki; Yol, yürüyene […]
HALKBİLİMİ İLE TÜRK HALKBİLİMİ ARASINDAKİ FARK…-Sefer Yağcızeybek
Halkbilimi ile Türk halkbilimi birbirinden bütünüyle ayrı iki bilim dalı değildir. Asıl bilim dalı halkbilimidir. Türk halkbilimi ise bu bilim dalının Türk kültür çevresine, Türkiye sahasına, Türk dünyasına ve Türk topluluklarının meydana getirdiği kültürel hayata yönelen çalışma alanıdır. Başka bir söyleyişle;Halkbilimi bilimin adıdır; Türk halkbilimi ise bu bilimin belirli bir kültür coğrafyasındaki çalışma sahasıdır. HALKBİLİMİ […]
Sevdâ değmiş yüreklere…- Tuğba Gülyeşil
Boğazında özlemi düğümleyenGelse de gelmese“Yollarına baka baka”Ayak izlerini diriltenYanında kim olursa olsunElini kim tutarsa tutsunKalbini bir sandıkta saklayanSevdâ değmiş yüreklere… Sızlayan geçmişeNazlanan bugüneUzanan yarınlaraZamansız umuda-rağmen bir ân’da asılı kalanlara… Aşk olsun. 🕯️... “
OĞUZLARIN SOYLU KOLU: HORASAN TÜRKLERİ, İRAN VE GÜNEY AZERBAYCAN’DA AVŞARLAR-Yeliz Kılıçarslan
Türk milletinin köklü tarihini şekillendiren en önemli unsurların başında Oğuz boyları gelmektedir. Bu boylar arasında askeri teşkilatçılığı, göç hareketliliği ve devlet kurma yeteneğiyle öne çıkan en stratejik yapılardan biri Avşar (Afşar) boyudur. Oğuz Kağan Destanı’na göre Bozoklar kolunun Yıldız Han soyundan gelen Avşarlar, kelime anlamı olarak “çevik ve vahşi hayvan avlamaya hevesli” ya da “işlerini […]
Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selânik Şubesi Kurulurken- Mustafa Kemal Gültekin
1906 yılında Mustafa Kemal, Suriye’de kurduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin faaliyetlerini Rumeli’ye taşımak amacıyla gizlice Selânik’e geçti. Güvendiği arkadaşlarını, Selânik Askerî Rüştiyesi öğretmenlerinden Hakkı Baha (Pars)’ın evinde topladı. O gece yaptığı konuşma, yalnızca küçük bir cemiyetin kuruluş bildirisi değil; aynı zamanda ileride Millî Mücadele’ye uzanacak fikrî yolun ilk işaretlerinden biri oldu. Mustafa Kemal, arkadaşlarına şöyle […]
Kibrit Kutusu-Duygu Taylan
Dünyanın kahrını iyi bilirimGüle güle oturmadım hiçTürlü bahanelerin arkasına saklanmadımHoppalık parkında dolanmadım daSatıp savdım kalabalığı ne bileyimKarnım tok, bu işte adem yok Şehir karanlıkGizli gizli soyunup döküldü binalarKırış kırış apartmanlar göründüÇizgi çizgi bulutlarKapı kapı dolaşır artık Sevsinler!Küçücük hayat,Kibrit kutusu sankiHikâyesi birazdan sönerVarsam yoksamUtanırım, söyleyemem, söyleyememSevsinler beni , sevsinler gizleyemem
Önce hangi yüzyılın insanından söz ediyoruz?-Yelda Karataş
Ahlaki kavramların hiç biri aynı içeriği taşımaz her yüzyılda, her sınıflı toplumda. İlişkilerin ahlakını hakim sınıfın iki yüzlü ahlakı belirler. Mülk adaletin temelidir. Çağımızda burjuva ahlakının kurallarına göre tanımlıyoruz ahlaki terimleri; evlilik, sadakat, monogami vb. kavramları. Aldatma kavramının içeriğini etik değerlere göre tanımlayamaz ve ona ‘ ahlaki’ erdemler yüklemeye kalkarsak, hiç bir yere varamayız. Gerçeklik […]
Aşk Derdi: Sebep, Hasret ve İnsanın İç Yolculuğu-Tuğba Gülyeşil
I- Tuğba Gülyeşil’in “İçsel Lakırdılar” Sohbeti Üzerine Bir Değerlendirme Giriş Tasavvuf geleneğinde bazı sohbetler bilgi vermekten çok insanı kendi içine doğru yürütür. Dinleyen, konuşmacının anlattıklarından ziyade kendi gönlünde yankılanan sesi işitir. Tuğba Gülyeşil’in “Aşk Derdi” başlıklı sohbeti de bu çizgide değerlendirilebilecek modern irfan konuşmalarından biridir. Sohbet boyunca klasik tasavvufun temel kavramları; sebep, aşk, dert, hasret, […]
Kimse Beni Daha Fazla Yormasın – Serdar Gazi Karababa
Ne tâkatım kaldı ne de hayâlim,Koskoca cihâna fazla gelirim.Göç vakti görünür, doldu vebâlim,Kimse beni daha fazla yormasın. Yüküm ağır imiş, yolum pek uzun,Dost diye sarıldım, çoğu çıktı hüzün.Bir lokma huzurdu bütün arzumun,Kimse beni daha fazla yormasın. Dünya bir gölgedir, konar göçeriz,Bugün güler isek yarın geçeriz.Hak’tan gelip yine Hakk’a uçarız,Kimse beni daha fazla yormasın. Kırdılar dalımı, […]
BU DÜNYADAN GÖÇENLER İÇİN NE DENİR-Rıza Aydın
“Yedi kere ben bu cihana geldimArşta duran iki nişan bendedirYerde gökte Tanrı diye ararlarBiz Hakkı severiz Hakk da bendedir.”Derviş Muhammed Değerli muhabbet ehli canlar. Alevilerin bu dünyadan göçmekle ilgili düşünceleri de bunu anlatan tabirleri de iyi anlaşılamadı sanırım. Aleviler şöyle derler: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun”. “Âsan” sözü tamı tamına “kolay” anlamına […]
ATTIKA TABAĞI VE VAZOLARI DENİLEN İSKİT VE ETRÜSK ESERLERİ: ATLI, ÖZGÜR VE YERLEŞİK TÜRK UYGARLIĞININ ATTIKA’YA İHRAÇ ETTİĞİ TABAK VE VAZOLARIN AKDENİZ’DEKİ İZLERİ-Fettah Köleli
Fettah KöleliBağımsız AraştırmacıORCID: 0009-0004-2682-2843https://orcid.org/0009-0004-2682-2843Tarih: 2026 Batı merkezli klasik arkeoloji ve sanat tarihi yazımı, yüzyıllardır Akdeniz ve Avrasya kurganlarında bulunan yüksek nitelikli kırmızı figürlü seramikleri otomatik olarak Atina’ya (Attika) tescilleme yanılgısı içindedir. Bu dogmatik yaklaşıma göre Atina üretmiş, çevre halklar ise tüketmiştir. Oysa toprağın altından çıkan maddi gerçekler ve ekonomik mantık bu tezi tamamen tersine çevirmektedir. […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar