Ey yolların efendisi, kanatlı adımların sahibi,
rüzgarla yarışan kurnaz hermes,
altın değneğini taşıyan, uykuyu ve uyanışı aynı nefeste veren,
tanrıların habercisi, sınırların görünmez bekçisi…
Daha kundaktayken hileyi öğrenmiştin
gecenin örtüsünü omzuna alıp çalmıştın sürülerini
ışığın efendisi apollo’nun;
lirinin ilk ezgisiyle, öfkeyi nasıl da şarkıya çevirmiştin.
Ne gök sana yabancıydı, ne yer, ne de karanlık yollar;
ölülerin sessiz ülkesine inerken bile
korku değmezdi ayaklarına
geçiştin…
kapıların kendisiydin…
Ey hırsızların,yolcuların ve çapkın şairlerin koruyucusu,
yalanı gerçeğe, gerçeği oyuna dönüştüren ince akıl,
senin sözlerin bir kilit gibi kapanır ya da açılır kaderin üzerine.
Bir bakışta çözer, bir dokunuşla dağıtırsın düğümleri;
ne aydınlıksın sen ne de karanlık












Bir cevap yazın