KANAYAN
….konuşmayacak, şarkı söylemeyecek, ıslık çalmayacaktı. Önlenemediği için olsa gerek, yalnızca düşünülebilecek ve özleyebilecekti.
Kanayan, Erdal Öz
SULAR NE GÜZELSE
Denizleri hep sevdim ben… Suları hep sevdim… Seni denizler, sular gibi sevdim… Sular ne güzelse seni öyle sevdim!
Sular Ne Güzelse, Erdal Öz
Güzel bir şiir yüksek sesle okunmaz. Şiir güzelse, onun kendi sesi vardır zaten.
Sular Ne Güzelse, Erdal Öz (Sayfa 16 )
Bugün kendimi oyalayacak bir oyun buldum. Güzel bir oyun: şiirler mırıldanıyorum.
Sular Ne Güzelse, Erdal Öz (Sayfa 49 )
Mutluluk, onların görmedikleri, bilmedikleri, yaşamadıklarıdır. Bu yüzden, hiç aramazlar mutluluğu; bilmedikleri tatmadıkları için de mutsuz değillerdir.
Sular Ne Güzelse, Erdal Öz (Sayfa 120)
GÜLÜNÜN SOLDUĞU AKŞAM /ERDAL ÖZ
Sonra belki düşüncelerin asılmadığı yerlere gideriz.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz
Hüzün, gerçek acıların izdüşümüdür bence.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz
Yarının gerçek edebiyatı bugünün mahpusanelerinden çıkacak, göreceksin, dedi.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz
“Bazen çok güzel bir oyunun sonunda çok acı bir gerçekle karşılaşabilir insan, ama oyunun çocukça güzelliğini değiştirebilir mi bu?”
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz
Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 65)
Ölüm ürkütücü değil. O tehlikeyle burun buruna gelmedikçe, ölüm somutlaşmadıkça, hiç aldırmıyorsun, hiç takmıyorsun ölümü. Ama ölümle yüz yüze gelince, işte o zaman garip bir hüzün başlıyor.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 74 – Can Yayınları)
Edebiyatın bir insanda işkence duygusunu yok edemeyişine şaşırıyor insan. Olmaz öyle şey. İyi bir edebiyatın olduğu yerde işkence mişkence olamaz.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 77 – Can Yayınları)
Gelen gün neler getirecekti kim bilir. Güzel şeyler getirmesini ne kadar isterdim.
Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz (Sayfa 99)
DEFTERİMDE KUŞ SESLERİ/Erdal ÖZ
İçerideyim işte, kapatılmışım. Gereksiz duygulanmaların yeri değil burası. Paul Eluard’ın dizeleri geliyor aklıma:
Kapılar tutulmuş neylersin
Neylersin içerde kalmışız.
Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz (Sayfa 66)
“Siz bizi yargılayamazsınız. Asıl bizim sizi yargılamamız gerek diyeceğiz mahkemede,” diyor Deniz.
Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz (Sayfa 70)
Bunca çirkinliğin ortasında başka bir hayatı bölüşüyor bu yazarlar bizimle.
Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz (Sayfa 253)
Özgürlüğün karşılığı ne kadar yükselirse yükselsin, o karşılığı ödeyebilen insan, her yerde, her zaman özgürdür, diyor bir düşünür.
Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz (Sayfa 345)
Güzel bir romana başlamak, güzel bir eve taşınmak kadar güzel.
Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz (Sayfa 349)
YAŞAMAYI NASIL ÖZLEDİM BİLSEN /ERDAL ÖZ
Birden, içimi, yıldızsız kapkara bir gece dolduruyor. Böyle anlık duygularım olur benim: Şiir yazmak isterim. Ah, şimdi bu kadar güzel, en az bu kadar güzel şiirler yazabilirdim gibime geliyor. Ama boşgeç.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Can yayınları)
Ah, içimdekileri, kafamdakileri sana olduğu gibi yazabilsem, sen de görürdün bunu. Ama nerede? Buna, ne zaman elverişli ne de benim yazı yeteneğim. Yetmiyorum. Kalemim kısır kalıyor. Sudan kalıyor, tatsız kalıyor. Ben, bu yazdıklarının çok ötesindeyim. Bir başka denizlerde, boğulmalarla iç içeyim.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 62)
Sen “hayır” demesini daha bilmeyen bir çocuksun. ÇOCUKSUN. “Evet”lerle dolusun. Ara sıra da olsa “hayır” diyeceğin günlerin güzel kişiliğine oturmanı bekliyorum.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 69)
Çocuk, senin rahatlığın güzel. En çok da o yanını seviyorum. Seninle konuşulmayacak hiçbir şey düşünemiyorum. Ne iyi bu. Bir içtenliğin yakınlığın var ki, dünyanın bütün öteki kişilerini bir yana ayırıyor, sen bir yana geçiyorsun.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 70)
Eğer yüreğim değiştiyse, süslendiyse, onu değiştiren de, süsleyen de sensin.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 73)
Ve ilk olarak Dağlarca’nın,
İnsan nasıl ölebilir.
Yaşamak bu kadar güzelken?
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 78)
Mutluyum. Çok mutluyum. Bu mutluluk, öldürecek beni. Dün de böyle demiştim sana, değil mi? Yalan çocuk. Yalan, yalan. Mutlu olduğum da yalan.
Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!, Erdal Öz (Sayfa 79)
YORGUNLAR /ERDAL ÖZ
Yağmur beni bütün aşağılıklarımdan yıkasa. Olmuyor.
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 53 – Can Yayınları/ Günaydınlı)
Bir başıma olduğumu bilirim. Bir başıma olunca da bu senin dediklerinin hiçbiri, yalnızlıkların, can sıkıntılarının, korkuların hiçbiri olmaz. Çoklukta olur bunlar, bilmez misin?
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 62 – Can Yayınları / Mumçiçekleri)
Mavi, kolsuz bir gökyüzünün hemen önünde uzanan sayısız elektrik tellerine takılmış renkli çocuk uçurtmalarını düşünerek, çocukluğuma uzatılmış kaç sigara içtim orda, bilmiyorum
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 86 – Can Yayınları / Sular Ne Güzelse)
Bu o’ydu: Sevişmenin, aşkın bile yasaklarla zorlandığı bir toplumdaki insanca sancıya en ağır, en çırılçıplak, en bıçaklı ağıtlarını yakıyordu.
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 87 – Can Yayınları / Sular Ne Güzelse)
Uygarlık değildi bizim istediğimiz, sadece insanca yaşamaktı.
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 88 – Can Yayınları / Sular Ne Güzelse)
Bu kere gülüyordun. Ama niçin bu kadar güzel gülüyordun? Sen kocaman bir yasaksın…
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 88 – Can Yayınları / Sular Ne Güzelse)
Deniz, ne güzel türkülerle bana ölüm mü, yaşamak mı birbirinden ayıramadığım garip ama büyük, geberircesine bir özlemi getiriyordu.
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 82 – Can Yayınları / Sular Ne Güzelse)
Gülecek miydi, bilmem. Gülmesini ne kadar isterdim. Gülünce burnunun kocaman olacağını sanırdım. Ama hiç gülmezdi ki babam.
Yorgunlar, Erdal Öz (Sayfa 98 – Can Yayınları / Babamdı)
DENİZ GEZMİŞ ANLATIYOR
Uzun ince yol
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldayım
Gidiyorum gündüz gece
Yusuf’un en sevdiği türküymüş bu. Sonradan öğrendim. Ağzından hiç eksik etmezmiş. Asılmadan bir gün önce de kapatıldığı bir başka hücrede, bu türküyü söylemiş.
Deniz Gezmiş Anlatıyor, Erdal Öz (Sayfa 60 – Can yayınevi)
Deniz gardiyanın elinde tuttuğu sigaradan derin bir soluk çekti.
“İki gün öncesine kadar Birinci sigarası içiyorduk,” dedi. “Sonucu bildiğimizden, hiç olmazsa son iki gün uçlu sigara içelim dedik.”
Deniz Gezmiş Anlatıyor, Erdal Öz (Sayfa 87 – Can yayınları)
İnfaza engel rahatsızlık
“Yusuf’un infaza engel bir rahatsızlığı var mı?”
“Hiçbir şeyim yok” dedi Yusuf, “sanki komada olsam asmayacak mısınız?”
Deniz Gezmiş Anlatıyor, Erdal Öz (Sayfa 98 – Can yayınevi)
CAM KIRIKLARI
Gözlerinin içine bakıyorum. İki koyu kahverengi gözün bebeğinde görüntümü görmek sevindiriyor beni.
Cam Kırıkları, Erdal Öz
YARALISIN /Erdal Öz
Genzine yine o is kokusu, yanık kâğıt kokusu doldu. Odanın içi birden dumana kesti. Üç gün önce yaktığın kitapların külleri dört bir yana sağılıyordu sanki. Yangından kurtulmuş sözcükler gizlendikleri köşelerden fırlayıp ortaya çıkıyor, üç gün önce işlediğin büyük günahı odadakilerin yüzlerine karşı haykırıyorlardı. Yakınıyorlardı.
Yaralısın, Erdal Öz
“Ne güzeldi toprakla gök arasında insanın soluk alması.”
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 63 – Can Yayınları)
Sen gecenin içindesin, karanlıklara boğulmuşsun. Bir gün o aydınlıklara çıkabilecek misin?
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 77)
Üstü açık bırakılmış bir koğuştan başka bir şey değil avlu. Tavan yerine de küçücük bir gökyüzünü getirip çivilemişler tepeye.
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 100 – Can yayınları)
Bu insanları insanlıktan bu kadar uzaklaşmış görmek yaralıyor seni. İnsanlığından iğreniyorsun. İnsan olmaktan utanıyorsun.
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 222 – Can Yayınları)
“O büyük acıların yeni bir başlangıcı olabilir mi?”
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 45 – Can Yayınları)
Hazırsındır insanları sevmeye. Hep birilerine güvenmek, birilerine yakınlaşmak, bir şeyler vermek isteğiyle dolusundur. Güzel bir görüntüyü, güzel bir ezgiyi, güzel bir şiiri, bütün güzellikleri bölüşecek, paylaşacak birileri olsun istemişsindir. Senin yapında vardır bu sevecenlik. Yakınlaşmalarının çoğu yıkımlarla bitmiş olsa da böylesindir.
Yaralısın, Erdal Öz (Sayfa 59 – Can Yayınları)
Erdal Öz
Doğum: 26 Mart 1935, Yıldızeli
Ölüm tarihi ve yeri: 6 Mayıs 2006, İstanbul
26 Mart 1935’te Sivas, Yıldızeli’nde doğdu. Devlet memuru olan babasıyla birlikte Türkiye’nin değişik yerlerini dolaştı. Tokat Lisesi’ni bitirdikten sonra, İÜ Hukuk Fakültesi’nde başladığı yükseköğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. TDK Yayın Kolu’nda, Türk Sinematek Derneği Ankara Şubesi’nde çalıştı. İstanbul’da arkadaşlarıyla birlikte a Dergisi’ni çıkardı. İlk öykü kitabı Yorgunlar, 1960’ta a Dergisi Yayınları arasında çıktı. İlk romanı Odalarda, aynı yıl Varlık Yayınları’ndan çıktı. Ankara’da Sergi Kitabevi’ni açtı. 12 Mart Askerî Darbesi’yle başlayan karanlık dönemde siyasal görüşlerinden dolayı üç kez tutuklandı, hapis yattı ama yargılanma sonucunda aklandı. Bu dönemi işlediği Yaralısın adlı romanıyla 1975 Orhan Kemal Roman Armağanı’na değer görüldü. 1975-1981 yılları arasında Cem Yayınevi’nin Arkadaş Kitaplar adlı çocuk edebiyatı dizisini yönetti. 1981’de Can Yayınları’nı kurdu. Sular Ne Güzelse adlı kitabıyla 1998 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Cam Kırıkları ile 2001 Sedat Simavi Öykü Ödülü’nü aldı. Kanayan (1973) adlı öykü kitabında, Deniz Gezmiş Anlatıyor (1976) ve Gülünün Solduğu Akşam (1986) adlı anı-romanlarından sonra Gülünün Solduğu Akşam’a girmeyen notlar ve izlenimlerini 2003’te Defterimde Kuş Sesleri’nde topladı. SSCB gezisinin izlenimlerini içeren Allı Turnam (1976), 1998’de Bir Gün Yine Allı Turnam adıyla yeniden yayımlandı. Havada Kar Sesi Var adlı öykü kitabı 1987’de basıldı. Dedem Korkut Öyküleri (1979), Alçacıktan Kar Yağar (1982), Babam Resim Yaptı (2003) adlı üç çocuk kitabı yayımlandı. Erdal Öz, 6 Mayıs 2006’da aramızdan ayrıldı.












Bir cevap yazın