Roman havası 219
Bahar – Elif Meşe
Hoş geldin ey sevgili,Hoş geldin gönül köşküme .Kapıları altın yaldızlıgümüş kaplamalı tahtımGök kubbeli sarayim yok,Yün döşeğim,kıl çullum,arpa ekmeğim,bir demlik’de çayım var..Gel,Gel otur şöyle,Üşüdün’müHava soğuk,Mevsim kışHalbukikalbim Ağustos sıcağıGözlerim Nisan,Yüreğim bahar…Seversen saray,gidersen viran olur… Hoş geldin ey sevgiliTeşrifin, Şeref verdi virane gönlüme,Yoruldunmu?Gel otur hele,Gel otur Gönül tahtıma,Bir bardak çay doldurayım sana,kusuruma bakma…Pastam böreğim yok ikram edecek sana,AmaBir […]
SU İÇERKEN-Ozan TELLİ
can yakana el verdinsonra kül derdingül verdinkoparıp dalındansoldurdularöldürdüler içindeki çocuğu akar suyunrüzgârınkuşun sesine dönekmeği öpşaraba ve tuza tapçile çamuruna gir yenidenseni bekliyor taşları yosun tutmuş mağaranyaşa yalın ve yalansızakrepsizçıyansızyılansızgeceler yârin olsun ney üfle karanlıktadaldığın derinliktedüş kursığdır sonsuzluğu içineişte o zamandamarlarındanerimiş ateş akarşiir ortaya çıkartütersin duman duman güvercinin gagasıdaki dalışkına dururbüyür aşksığmaz duvarların arasına özgürlükyenilir gerçeğe […]
Alınteri-Mercan Demir
Alın teri,sessiz bir yemin gibidir sabaha karşıkimse görmez akarken,ama toprak bilir, taş bilir, zaman bilir. Kiminleydi?Bir annenin çatlamış ellerinde,bir işçinin sırtında güneşle konuşan,bir çocuğun defterinde silinmeyen izdi. Kimeydi?Ekmek kokusuna,yarın umuduna,“az kaldı” diyen kalbin sabrına. Alın teri,ne yalnızdı ne de sahipsizher damlası bir hikâye,her hikâye, insanın kendine verdiği sözdü. Belki akşamın,belki gecenin en sessiz vaktiydikapı aralanırdı […]
Turan Emeksiz: Beyazıt’ta Bir Öğrencinin Ölümü, Bir Ülkenin Hafızası- Mehmet Özgür Ersan
Turan Emeksiz, 28 Nisan 1960’ta İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünde başlayıp Beyazıt Meydanı’na taşan öğrenci protestoları sırasında polis kurşunuyla öldürülen İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisidir. Onun ölümü, yalnızca bir gencin hayatının kesilmesi değil; Demokrat Parti iktidarının son dönemindeki baskı politikaları, Tahkikat Komisyonu krizi, üniversite gençliğinin siyasal itirazı ve 27 Mayıs’a giden atmosferin en sarsıcı sembollerinden biri […]
BÜYÜK İSKENDER’İN AİLESİNİN SONU-Bilhan Akkaya
İskender’in ölümünden sonra hayatta kalan aile üyeleri; generalleri ve halefleri arasında süren iç savaşlar serisinin kurbanları oldu. Karısı II. Stateira; diğer eşi Roxana’nın kurbanıydı, Perdicus’un suç ortaklığı ile öldürüldü. İskender’in üvey kardeşi Cynane, Perdicas’ın kardeşi Alcetas tarafından MÖ 322’de öldürüldü. Ardından İskender’in üvey kardeşi Philip Arrideo ve karısı Adea Eurydice, Cynane’in kızı M.Ö 317’de Olympia […]
Ötelerin Ötesine Geç İnsan – Serpil Çuhadar
Ben doğal dünyanın gücüyüm;tüm zamanlarda an kaydı olan,ocağı yanan,iyinin ve kötünün ötesinde duranım. Yol’um, yol’dayım;yol’u açan da benim. Ben İslâm olan insanım;teslimiyette kendini bulan,Bir’e yönelen canım. Açılan yol, Bir’in yoludur;birlikte açılır,bizlikten doğar,ışıktır âlemlere saçılır. Dar olan bollanır,kapalı olan açılır;çünkü yol,birleşik insanlığın yoludur. Şer de hayır da birdir özde;her şey kelâmda,her şey nefestedir. Veren sensin,alan sensin;dışarıda […]
VAKTİN SAHİBİ -PEKER SELÇUK
Değerli arkadaşlarımı, canlarımı, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bizler insan olarak doğayla, alemle, bilhassa da toprakla, semalarla, suyla ilgimizi ihmal etmemeliyiz. Arza ve semaya baktığımızda o yüce mimarın eşsiz eserini, hayatı ve mematı görebiliriz. Suya bakanlar hayatın kaynağını görebiliriz. Hayatın kaynağının su olduğunu idrak etmek hayatı anlamanın temelidir. Eskiden “Su gibi Aziz Ol” derlerdi. Bu bana […]
AKIL HOCALIĞI – REHBERLİK KÖPRÜSÜ KURULMALIDIR.-Mustafa Kemal Gültekin
68 ve 78’liler günümüz gençliğine; Akıl hocalığı ve rehberlik yapmaktan çekinmemelidir. Akıl hocalığı- rehberlik ilişkisi şeyhlik müritlik ilişkisi değildir. Akıl hocalığı; bilgi, beceri deneyim aktarımına dayanmalıdır. Akıl hocası- rehber Yol arkadaşıdır. Rehber kişiler, önceden görüşüyle yolu aydınlatarak, yolu tanımlayarak, yolu beraber yürümeye, yolda yürüyüş hakkında geri bildirim vermeye karşılıklı çabayla yolun engellerini aşmaya hazırdır. Yol […]
Küfür Küfürdür-Selcan Ay
Küfür Küfürdür… Kalabalığın arkasına saklanıp bağırınca haklı olmuyorsun.Sesin yükselince değil, sözün kirlenince küçülüyorsun.Bir maçta, bir sokakta, bir sohbetin ortasında…Ağzından çıkan her küfür, senin aynandır.Ve o aynada ben saygı değil, eksiklik görürüm.Birinin annesine, ailesine, değerine dil uzatmaköfke değil, terbiyesizliktir.Heyecan değil, sınır bilmezliktir.Küfürü normalleştirenler,aslında saygısızlığı sıradanlaştırıyor.Sonra da herkes böyle diyerek kendini aklıyor.Hayır.Herkes böyle değil. En azından ben […]
GENETİK KODLAR-Kader Eltutan
Kızıl ksraklar derin bir kuyuya atladılarKuyu, al bir güle döndüYeşile vuran gözlerBir yaprak gibi rüzgâra savruldu, şizofren gecelerdeEyy gökteki kızıl güneşKaranlığa çevirdin odalarıKüle döndürdün denizleriHangi iklimden kopup geldinÇiçeklerin yokİlkbaharı da terketmişsinŞizofren gecelere sığınmışsınSabahlar da olmayacak bu gidişleBir lokman lâzım sanaGerçi bu genetik bir travmaTedavisi olmayan bu dünyadaYara bantları fayda etmez tüm vücuduna sarsan daAnnen bile […]
Ağaç Gibi- Esra Yılmaz
Çınar ve meşe gibi ağaçlar hep yukarı doğru büyürken aynı zamanda etrafına alan açar….kadim kültürlerde köy meydanına dikilirler. Çünkü onların doğası, insanları toplamak ve büyütmektir. Bu enerji doğrudan zeus’un yani jüpiter’in doğasına benzer…antik yunanda meşe ağacı Zeusa adanmıştı ve yapraklarının hışırtısından kehanet çıkarılırdı…ağaç sadece gölge vermezdi, konuşurdu.Ama her ağaç böyle açıcı değildir. Servi ağacı… ince, […]
Kılıç, İnanç ve Utancın Dili – Mehmet Özgür Ersan
Bir sözcük vardır; sözlükte durduğu yerde masum görünür. “Kılıç artığı…” İki kelime. Ama bazen iki kelime, bir halkın sırtına vurulmuş kırbaçtan daha ağırdır. Nedir “kılıç artığı”? Savaşta öldürülmeyip geriye kalan mı?Katliamdan sağ çıkan mı?Canı bağışlanmış olan mı? Sözlük böyle söyler. Ama hayat sözlük değildir. Sokakta, meydanda, gazete köşesinde, siyaset kürsüsünde bu söz söylendiğinde anlamı değişir. […]
DURUL BAKAN – ATIK AĞAÇTAN SANAT- Bilhan Akkaya
O’nu ” Tırını sattı, heykeltraş oldu” haberiyle tanıyor olabilirsiniz. Cehver çekimi (taşıması) işi yaparken doğanın tahrip edilmesine daha fazla dayanamayan ve beklediği ekonomik geliri bulamayan Durul Bey bu işi bırakıyor. Bir gün deniz kenarında dolaşırken lodostan sonra kıyıya saçılmış ağaç parçalarını görüyor ve ” bunlar benim olmalı’ diye hissediyor. Onları ne yapacağını bilmeden topluyor.Burdur Gölü’nün […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar